|
Sayın
Protokol,
BAL-GÖÇ’
ün 12. Olağan genel kuruluna hoş geldiniz şeref verdiniz.
Hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Öncelikle
kuruluşundan bugüne camiamıza hizmet etmiş olup, bu gün aramızda
olmayan büyüklerimizi rahmetle anıyor aramızda olanlara da
şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca bu güne kadar desteklerini
bizlerden esirgemeyen başta devlet büyüklerimiz olmak üzere
yerel yönetimlere özel sektör temsilcilerine katkıda bulunan
şahıslara, Bursa halkına ve tüm göçmen camiasına teşekkürleri
bir borç biliyorum. İki yıllık dönemimizde büyük bir özveri ile
çalışan Genel Merkez ve şube yöneticilerim ile komisyonlarımı
göstermiş oldukları üstün gayret ve performanstan dolayı
kutluyor ve onlarla gurur duyuyorum.
BAL-GÖÇ’ün misyonunu Türkiye’deki Balkan Göçmenleri ile
Balkanlar’daki soydaşlarımız arasındaki iletişimi
kuvvetlendirmek, sosyal dayanışmayı artırmak, sorunlarının
çözümüne yönelik kamuoyu oluşturmak, önerilerde bulunmak ve
çözüm sürecini takip etme, kültürel değerlerimizin korunması ve
yaşatılması, Balkanlarda var olan dostluk ve kardeşliğin daha da
ilerletilmesi olarak özetleyebiliriz.
Bu güne kadar Balkan göçmenlerinin pek çok sorununa çözüm
bulunmakla birlikte hala çözüm bekleyen güncel sorunlar da
önemini korumaktadır. Bunlardan toplumumuzu en çok ilgilendiren
sorunumuz özellikle Bulgaristan ile Türkiye arasında kapsamlı
bir sosyal güvenlik anlaşması yapılmamış olmasından kaynaklanan
sosyal haklar problemidir. 1968 göç anlaşmasının 12. Maddesinin
uygulanmaması ile başlayan bu sorun bu güne kadar
çözümlenmemiştir. Türkiye ile Romanya, Makedonya, Arnavutluk
arasında yapılan sosyal güvenlik anlaşmasının önümüzdeki
günlerde de Bosna-Hersek’ le yapılacak olması bizleri
sevindirmiş olmasına rağmen bu konuda en çok sorun yaşadığımız
Bulgaristan ile bir yol katedilmemiş olması bizi oldukça
üzmektedir. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak iki ülke
yetkililerine defalarca bir araya getirmenin yeterli olmadığını
hep birlikte gördük. Bu nedenle Ağustos Eylül aylarında sorunu
bizzat yaşayan insanlarımızın yazmış olduğu dilekçeleriyle resmi
kanıtları içeren dokümanlar elimize ulaşmıştır. Sayıları 15.000
‘i bulan bu başvuruların belgesi tam olan 14.000’i iki ülkenin
konu ile ilgili en yetkilileri olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlıklarına bizzat tarafımızdan intikal ettirilmiştir. Ayrıca
bu konu Avrupa Birliği ve Uluslar arası Çalışma Örgütü ILO’nun
ilgili birimlerine yazılı olarak belgeleriyle ulaştırılmış ve
çözüm için yardım istenmiştir. Bize yapılan başvurulan örnek
niteliğinde olup 14.000 başvurudan yaklaşık 4.000’inin çalışma
haklarının 20 yıldan fazla olması konunun ciddiyetini ve çözümün
aciliyetini gösteren önemli bir delildir.
Bulgaristan’da emekli maaşı almayı hak eden Bulgaristan
vatandaşlığını kaybetmemiş kişilerden toplam 37.000’i son
yıllarda maaşlarını Türkiye’den alabilmektedirler. İlgili
kişilerin her yıl iki defa yaşam belgelerini ve adres
değişikliklerini her iki ülke bakanlık yetkililerine bildirmesi
gerekmektedir. Zamansız ve eksik bilgilendirmeler nedeniyle bu
kişilerin maaşları kesilebilmektedir. Bu ay 7.500 ‘e varan bir
kesintinin olması bu bilgilendirmenin önemini göstermektedir.
Ayrıca malulen emeklilik ve veraset ile ilgili sorunların
çözülmemiş olması ayrı bir sıkıntı kaynağıdır.
Bulgaristan’dan emeklilik hakkını kazanıp Türkiye’de maaşını
alanların sağlık güvencelerinin olmaması büyük sorun
yaratmaktaydı. Bu durumda olanların SSK’lı çocukları üzerinden
sağlık güvencesine bu yıl kavuşması sevindirici olmasına rağmen
Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’lu çocukları olanların da bu hakkı
kullanmalarının gereğine inanıyoruz.
Yaklaşık
40.000 insanımız yaptıkları vatandaşlık başvurusunun sonuçlarını
sabırsızlıkla beklemektedir.
2002 yılı
başından itibaren oturma izni ile birlikte verilen çalışma
izinlerinin Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesinden alınıp
yetkinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına verilmesi yeni
sorunları beraberinde getirmiştir. Bizler bu yetkinin daha önce
olduğu gibi Emniyet Müdürlüklerine verilerek tek elden takibini
talep ediyoruz.
Genel
olarak Belene mağdurları diye adlandırdığımız Bulgaristan’da
baskı rejimine karşı sergiledikleri onurlu mücadeleleri
neticesinde zindanlarda yıllarını feda eden kahramanlarımız
geçen hafta Bulgar Parlamentosuna HÖH Milletvekillerinin verdiği
teklifle sevindiler. İlgili komisyondan onay alan kanun
taslağına göre Belene mağdurlarına her ay yarım emekli maaşı
bağlanacak olması acılarımızın hafiflemesi için küçük bir özür
kabul edebileceğimiz gecikmiş ama doğru bir karardır.
Çeşitli
genelgelere tabi olup 3 ayda bir giriş-çıkış yapma zorunluluğu
bulun Balkan Göçmenlerinin , çocuklarının eğitim sorunlarının
kısmen çözülmesine rağmen ebeveynlerin oturma ve çalışma
izinlerinin bir an evvel verilmesini talep etmekteyiz. Bu
durumda olan soydaşlarımız geldikleri ülkeler ile fiziksel
bağlarını büyük ölçüde kopararak Türkiye’de ev, kaçakta olsa iş
edinmiş ve çocuklarının da eğitimlerini burada görmesi nedeniyle
yerleşik duruma geçmişlerdir. Bu mağduriyeti yaşayan
insanlarımızın bir an önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı
olmaları gerektiğine inanıyoruz.
Bulgaristan’dan Türkiye’ye vizenin kaldırıldığı 1 Temmuz 2001
tarihi milât olarak kabul ederek bu tarihe kadar vatandaşlıkla
ilgili tüm taleplerin değerlendirilmesini istiyoruz.
Ulu önder
Atatürk’ün 1933 yılında “Dış Türklerin bize gelmesini
beklemekten ziyade, biz onlara ulaşmalıyız” sözünden hareketle
Balkan ülkelerine ziyaretlerin desteklenerek kolaylaştırması
gereğine inanmaktayız. Bu amaca yönelik olarak yurt dışına
çıkışlarda alınan harçların Balkan ülkelerine ziyaretlerde
alınmamasına ve ziyaretlerin teşvik edilmesi gereğini vurgulamak
istiyorum.
Balkanlarda kültürümüzün yaşatılması ve Türkiye lehine gücün
korunması için Türk nüfusunun dilinin, kültürünün korunması
gerekmektedir. Bu gücü kırmaya yönelik Kosova ‘da Türk varlığını
yok sayan harita ve raporların ortaya konması, Makedonya’da Türk
nüfusunun olduğundan düşük gösterilmesi, Bulgaristan ve
Yunanistan’da da Türk varlığını suni olarak azalmış göstermeye
yönelik faaliyetlerin yapılması bizim bu konulara
duyarlılığımızı artırmalıdır. Tarihi süreçte tercihlerini
Türkler ve Türkiye’den yana kullanan Balkan coğrafyasındaki
kardeşlerimizin etnik köken veya din faktörü kullanılarak
bizlerden kopartılmaya çalışılmasına fırsat vermemek en önemli
görevimiz olmalıdır.
Balkanlardaki varlığımızı devam ettirebilmek için orada yaşayan
insanımızın sosyo-ekonomik olarak güçlenmesini sağlamalı ve bu
bağlamda Balkan ülkeleri ile ticari faaliyetlerimizi
artırmalıyız. Ayrıca o bölgelerdeki insanımıza dolaylı da olsa
teşvik sağlamalı, ekonomik konularda güçlenmeye yönlendirmeli ve
cesaretlendirmeliyiz.
Balkan
coğrafyasında dostlu, kardeşlik ve kalıcı barışın sağlanmasına
yönelik olarak kültürel ilişkiler geliştirilmeli bu konuda da
Balkan göçmenleri köprü olmalıdır.
Biz Balkan
göçmenleri balkanlarda azınlık olmaktan dolayı hep ikinci sınıf
vatandaş muamelesi gördük ve yönetilen konumda olduk.
Anavatanımıza geldik. Çalıştık, ürettik, sorunlarımızın
çoğunluğunu çözdük. Azınlık olarak Balkanlarda ezilmiş, göçmen
olarak ana yurdunda çile çekmiş bu onurlu toplumun artık kendini
daha iyi ifade etme, ülkesine daha faydalı olma yani dirilme
zamanıdır. Bu güne kadar hayat ve gelecek mücadelesi nedeniyle
zaman ve cesaret bulamadığımız siyasette yani ülke yönetiminde
söz sahibi olma zamanıdır. Bünyesinde Anadolu ve Batı kültürünü
sentezlemiş Atatürk ilkelerine candan bağlı, çalışkan, dürüst ve
iyi eğitimli bu insan topluluğu artık ülke yönetiminde de önemli
görevler almaya hazırdır. Nüfusun çoğunluğunu Balkan
göçmenlerinin oluşturduğu Bursa’mızda yaklaşan yerel seçimler ve
sonrasında bu toplumun talepleri göz ardı edilmemeli, ülke
yönetimi gibi kutsal görevlerde Balkan göçmenlerine de fırsat
verilmelidir. BAL-GÖÇ olarak asil misyonumuzun siyaset yapmak
olmadığını biliyoruz. Ancak siyasette de mikromilliyetçilik
diyebileceğimiz hemşehricilik ve bölgeciliğin karşısında
olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Eğitime önem veren çalışkan bir
toplum olarak aramızdan bir çok arkadaşımızın ülke yönetiminde
önemi katkılarının olacağını biliyor ve bu arkadaşlarımızın
siyasette önünün açılmasına yönelik olarak desteklenmesini talep
ediyoruz. Yerel seçimlerde göçmen kültürünü, sorunlarını bilen,
bu sorunlara daha duyarlı ve çözüme katkıda bulunabilecek
adayları destekleyeceğimizi bildiriyor, siyasi partilerimizin bu
hususta hassasiyet göstereceğine inanıyor, inanmak istiyoruz.
Gösterdiği ortak dayanışma bilinci ile Balkanlarda birlik ve
beraberlik içinde yaşamış insanımız bu birlik ve beraberliğini
anayurdumuz olan Türkiye’ de de devam ettirdikleri sürece eminim
ki demokrasimizin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partiler de
halkımızın beklentilerini göz ardı edemeyeceklerdir.
Bu
düşüncelerle birlikteliğimizin simgesi olan BAL-GÖÇ’e sahip
çıkmak ve onu yüceltmek en önemli görevimizdir diye düşünüyor
kongremizin hayırlara vesile olmasını dilerken saygılarımı ve
sevgilerimi sunuyorum. |