|
1989 Zorunlu göçün 15.yılı nedeniyle
Atatürk Anıtı önünde BALGÖÇ Genel Merkez ve Şube yönetim
kurulu üyelerinin hazır bulunduğu toplantıda Genel Başkan
Doç.Dr.Emin Balkan tarafından anıta çelenk konuldu.Saygı
duruşundan sonra okunan basın bildirisi aşağıdadır.
12.06.2004,Bursa
Saygıdeğer Basın Mensupları,
Türkiye ile Bulgaristan arasında 1878 Bükreş, 1913 İstanbul ve
1925 ile 1968 yıllarında yapılan anlaşmalar genel anlamda
Türklerin azınlık haklarının korunmasına yönelikti. Ancak,
1980'li yıllarda bir rejim ve başındaki diktatör
Bulgaristan'da Türk yoktur diyerek, bir insanlık ayıbına ilk
adımı atmıştır. Türk ve Müslüman azınlığın dilleri, dinleri,
tarihleri ve öz benlikleri yok edilmeye çalışılmış, ancak
başarılı olmak bir tarafa, asimilasyonun acı reçetesi daha çok
Bulgar halkına da çıkmıştır. Bu totaliter rejimin
temsilcileri Evladı Fatihan üzerinde bir asimilasyon
politikasının uygulanamayacağını görerek ikinci dünya
savaşında Kırım Halkının, Balkanların, Ahıskalıların daha nice
insanlarımızın bir gecede Orta Asya ya, Sibirya ya sürülmesi
gibi anavatana sürülmüş ve zorunlu göçe tabi tutulmuştur.
İşte bu gün haziran 1989 yılında başlayarak, uzun süre devam
ettirilen zorunlu göçün 15. yılı münasebetiyle bir araya
gelmiş bulunuyoruz.
Toplumlar, geçmişlerinde yaşadıkları acıların tekrar
etmemesi için, tarihi bilmek ve ondan ders çıkarmak
zorundadırlar. 1989 Zorunlu göçüne kadar geçen süreç ve
sonrasında, yüzyıllarca kardeşlik ve barış içerisinde yaşamış
Türk ve Bulgar halkları çok acı çekmiş ve çok bedel ödemiştir.
Yok etme ve ya Bulgarlaştırma politikasına tabi tutulan
insanımızdan yüzlercesi öldürülmeler, intiharlar, cinnetler,
hastalıklar neticesi telef olmuş, bir çok nedenle erken
ölümler koskoca bir topluma büyük acılar ve kabuslar yaşatmış
ve büyük bir bedel Bulgaristan Türküne ödettirilmiştir.
Bulgar halkının onlarca, yüzlerce yıl
sevinçlerine de, üzüntülerine de ortak olmuş Bulgaristan
Türkleri sadık ve saygılı birer Bulgaristan vatandaşı olarak
yıllarca bulundukları topraklara hizmet etmiş, asla ihanet
etmemiştir. Ama, bir paranoyayla hareket eden o dönem
rejiminin liderleri sadece gerçek dostları olan Türk azınlığa
ihanet etmekle kalmamış, kendi halkına Bulgarlara da ihanet ve
büyük kötülük etmiştir. Bulgar ekonomisi harabeye dönmüş,
üretim yok olmuş, okullar kapanmış, fabrikalar kapanmış,
tarlalar ekilmemiş, önemli bir iş gücü ve beyin göçü yaşanarak
Bulgaristan'ın bütün ekonomik ve sosyal dengeleri bozulmuştur.
O dönemden bu güne neredeyse açlık sınırında yaşayan Bulgar
halkı ne acıdır ki, Türkiye'ye ve asimile etmeye çalışıp sınır
dışı ettiği insanımıza muhtaç duruma getirilmiştir.
Soruyoruz?
Bütün bu süreçte kim kazançlı çıkmıştır? Tabi ki, hiç kimse.
Kim kaybetmiştir? İnsanlık.
Bu gün, artık karşımızda evrensel değerlere saygılı, insana
değer veren demokratik bir Bulgaristan görüyoruz. Dün yok
edilmeye çalışılan insanımızın milletvekili ve hatta bakan
olduğunu görmek, yaşananları, acılarımızı yok etmese de
hafifletiyor. Artık Balkanlar'da dostluk, kardeşlik ve barışı
temel ilke olarak belirlemiş bir BAL-GÖÇ var karşınızda.
Dostluklarımızı sürekli ve kalıcı kılmak ancak hatalarımızı
bilmek, unutmamak ve tekrar etmesini engellemekle mümkün
olabilir. Bizim amacımız, hiçbir zaman bir husumeti devam
ettirmek, ya da husumet yaratmak olmamalı. Ancak, tarihi
bilmek ve tarihten de dersler çıkarmak gerekir. Bu nedenle
bizler BAL-GÖÇ olarak her yıl zorunlu göçün başladığı haziran
ayı başında bu ve bunun gibi etkinliklerle o günleri
unutmayacağız, dersler çıkaracağız.
Türk insanı göçü ve zorluklarını iyi bilir. Bizler BAL-GÖÇ
olarak artık göçler olmasın diyoruz. İnsanlık 1989 göçü gibi
göçlerden ders çıkarsın, insanlar doğdukları, büyüdükleri
yerlerden koparılmasın istiyoruz. Atamızın "Göçmenler
kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdır" sözünde de
vurguladığı gibi, kaybedilmiş topraklarda neslimiz devam etsin
ve Türklük meşalesi yanmaya devam etsin istiyoruz.
Zorunlu göçün 15. yılı vesilesi ile biz Balkan Göçmenleri
her göç döneminde bir ana şefkatiyle bize kucaklarını açan
Devletimize ve Anadolu insanımıza minnettarlığımızı, kendisi
de bir Balkan Göçmeni olan Ulu Önder Atatürk'e de bize ve tüm
Türk halkına armağan ettiği özgür Türkiye için bir kez daha
şükranlarımızı sunuyoruz.
Saygılarımla...
Doç. Dr. Emin BALKAN
BAL-GÖÇ Genel Başkanı
|