BASIN BİLDİRİSİ (22.12.2006)

 

 

           

İnsanın dünyaya geldikten sonra ilk kazanımları; ait olduğu toplum ve kendisine verilen isimdir. Bundan dolayıdır ki mensubu olduğu toplumun adı ile ifade edilme ve kendi kültürünün yansıması olan ve ailesi tarafından verilen isimle yaşamak insanın en temel kişilik hakkıdır. 

Dünyada tarih boyunca toplumlara yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının sayısız örneği vardır.  Ancak insan kişiliğinin ilk kazanımı olan  ismini  değiştirmeye yönelik toplu hareketlerin örneği çok azdır.  

İnsanın kişilik hakkının gaspı anlamına gelen isim değiştirme politikasının en ciddi ve acı örneği Bulgaristan’da Todor Jivkov Rejimi döneminde sistematik olarak gerçekleştirilen Aslına Dönüş Politikası’dır. Pomaklar ile başlayan, Romanlar ile devam eden “İsim Değiştirme“ olayları; 1980’li yılların ortalarında hat safhaya ulaşmış, yüzbinlerce Türkün adı kendilerine hiç sorulmadan, kişilerin şahsi müracaatları beklenmeden, toplu olarak değiştirilmiştir. Kişi adının, mensubu olduğu toplumu ifade ettiği göz önüne alındığında; Todor Jivkov’un Türkleri Bulgarlaştırmak istediği ve bu amaçla aidiyet bilincinin ilk aşaması olan isimlerini değiştirmeye çalıştığı bir gerçektir.  

İsimlerin değiştirilmesi ile başlayan ve adeta kültürel bir soykırım görüntüsü arz eden uygulamalara direnen çok sayıda Müslüman Türk; öldürülmüş, işkence görmüş, sürgün hayatına mahkûm edilmek gibi insanlık dışı ve insan haklarına aykırı muamelelere maruz kalmıştır. 

Bulgaristan’da baskı rejiminin son bulması ve demokratik bir rejime geçilmesi ile Bulgaristan yönetimleri Jivkov’un ayıbını ortadan kaldırmak için çalışmalar ve düzenlemeler yapmışlardır. 

Bulgaristan tarihinde kara bir leke olarak yer alan Jivkov uygulamalarını ortadan kaldırmak ve yaşanan acıları bir nebze de olsa unutturmak için yapılan çalışmalar maalesef yetersizdir. Asla Dönüş Programı’nın sona erdiğinin açıklanmasının ardından, Türklerin zorla değiştirilen isimleri iade edilmeye başlanmış olup uygulamada hala ciddi sorunlar söz konusudur.  Bu sorunların çözümü her geçen gün kolaylaşsa da maalesef henüz istenen seviyeye ulaşmamıştır. Önceleri 3 aylık bir mahkeme süreci ve kişilerin şahsi müracaatı ile mümkün olan Türk isimlerinin iadesi; günümüzde Bulgaristan’da şahsi müracaatlar ile 3-4 günlük bir süreçte gerçekleştirilebilmektedir. Fakat söz konusu bu uygulama yanlış veya en azından eksik bir uygulamadır. Aslına Dönüş Projesi çerçevesinde isimler değiştirilirken kişilerin şahsi müracaatları ve görüşleri esas alınmamış, devlet elindeki imkanları,  bir zorlama amacı olarak kullanarak bütün isimleri değiştirmiştir. Bu hakkın iadesi söz konusu olduğunda uygulanan prosedür tamamen gereksiz bir uygulamadır. Yapılması gereken; Bulgaristan hükümeti gerekli yasal düzenlemeleri yaparak isimleri değiştirilen herkese isimlerini (Hayatını kaybedenler dahil) iade etmeli, hayatının bundan sonraki dönemine Bulgar ismi ile devam etmek isteyenlere ise kişisel müracaata dayanan bir prosedür uygulamalıdır.  

Bulgaristan ancak bu şekilde bir uygulama ile Todor Jivkov’un tarihlerine bıraktığı kara lekeyi temizlemiş ve yaşanan acıları hafifletmiş olacaktır. 

Aksi bir durum, AB üyesi olmak üzere olan bir ülkenin değerleri ile bir çelişki teşkil edecektir ve Bulgaristan hükümetinin insana ve insan haklarına olan saygısı sorgulanır halde kalacaktır. 

25 Aralık 1984’te bu isim değiştirme uygulamalarına toplu olarak tepki göstermeye başlayan soydaşlarımızdan acımasız Jivkov yönetimi tarafından yöneltilen silahlarla şehit edilmiş olanların  acıları hala yüreğimizdedir. Bir kez daha şehitlerimizi rahmetle anarken, bu acıların bir daha yaşanmamasını arzulamaktayız. 

Bu asimilasyon esnasında şehit olan soydaşlarımız ve bütün şehitlerimiz için  derneğimiz tarafından 24/12/2006 Pazar günü öğlen namazını müteakiben Sarı Cami (Şükraniye / Bursa)’de mevlüt okutulacak olup, tüm hemşehrilerimiz davetlidir.                

Prof. Dr. Emin BALKAN
Bal-Göç Genel Başkanı
                                                                                              

 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk