|
İnsanın dünyaya geldikten sonra ilk kazanımları; ait olduğu toplum ve kendisine
verilen isimdir. Bundan dolayıdır ki mensubu olduğu toplumun adı ile ifade
edilme ve kendi kültürünün yansıması olan ve ailesi tarafından verilen isimle
yaşamak insanın en temel kişilik hakkıdır.
Dünyada tarih boyunca toplumlara yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının
sayısız örneği vardır. Ancak insan kişiliğinin ilk kazanımı olan ismini
değiştirmeye yönelik toplu hareketlerin örneği çok azdır.
İnsanın kişilik hakkının gaspı anlamına gelen isim değiştirme politikasının en
ciddi ve acı örneği Bulgaristan’da Todor Jivkov Rejimi döneminde sistematik
olarak gerçekleştirilen Aslına Dönüş Politikası’dır. Pomaklar ile başlayan,
Romanlar ile devam eden “İsim Değiştirme“ olayları; 1980’li yılların ortalarında
hat safhaya ulaşmış, yüzbinlerce Türkün adı kendilerine hiç sorulmadan,
kişilerin şahsi müracaatları beklenmeden, toplu olarak değiştirilmiştir. Kişi
adının, mensubu olduğu toplumu ifade ettiği göz önüne alındığında; Todor
Jivkov’un Türkleri Bulgarlaştırmak istediği ve bu amaçla aidiyet bilincinin ilk
aşaması olan isimlerini değiştirmeye çalıştığı bir gerçektir.
İsimlerin değiştirilmesi ile başlayan ve adeta kültürel bir soykırım görüntüsü
arz eden uygulamalara direnen çok sayıda Müslüman Türk; öldürülmüş, işkence
görmüş, sürgün hayatına mahkûm edilmek gibi insanlık dışı ve insan haklarına
aykırı muamelelere maruz kalmıştır.
Bulgaristan’da baskı rejiminin son bulması ve demokratik bir rejime geçilmesi
ile Bulgaristan yönetimleri Jivkov’un ayıbını ortadan kaldırmak için çalışmalar
ve düzenlemeler yapmışlardır.
Bulgaristan tarihinde kara bir leke olarak yer alan Jivkov uygulamalarını
ortadan kaldırmak ve yaşanan acıları bir nebze de olsa unutturmak için yapılan
çalışmalar maalesef yetersizdir. Asla Dönüş Programı’nın sona erdiğinin
açıklanmasının ardından, Türklerin zorla değiştirilen isimleri iade edilmeye
başlanmış olup uygulamada hala ciddi sorunlar söz konusudur. Bu sorunların
çözümü her geçen gün kolaylaşsa da maalesef henüz istenen seviyeye ulaşmamıştır.
Önceleri 3 aylık bir mahkeme süreci ve kişilerin şahsi müracaatı ile mümkün olan
Türk isimlerinin iadesi; günümüzde Bulgaristan’da şahsi müracaatlar ile 3-4
günlük bir süreçte gerçekleştirilebilmektedir. Fakat söz konusu bu uygulama
yanlış veya en azından eksik bir uygulamadır. Aslına Dönüş Projesi çerçevesinde
isimler değiştirilirken kişilerin şahsi müracaatları ve görüşleri esas
alınmamış, devlet elindeki imkanları, bir zorlama amacı olarak kullanarak bütün
isimleri değiştirmiştir. Bu hakkın iadesi söz konusu olduğunda uygulanan
prosedür tamamen gereksiz bir uygulamadır. Yapılması gereken; Bulgaristan
hükümeti gerekli yasal düzenlemeleri yaparak isimleri değiştirilen herkese
isimlerini (Hayatını kaybedenler dahil) iade etmeli, hayatının bundan sonraki
dönemine Bulgar ismi ile devam etmek isteyenlere ise kişisel müracaata dayanan
bir prosedür uygulamalıdır.
Bulgaristan ancak bu şekilde bir uygulama ile Todor Jivkov’un tarihlerine
bıraktığı kara lekeyi temizlemiş ve yaşanan acıları hafifletmiş olacaktır.
Aksi
bir durum, AB üyesi olmak üzere olan bir ülkenin değerleri ile bir çelişki
teşkil edecektir ve Bulgaristan hükümetinin insana ve insan haklarına olan
saygısı sorgulanır halde kalacaktır.
25
Aralık 1984’te bu isim değiştirme uygulamalarına toplu olarak tepki göstermeye
başlayan soydaşlarımızdan acımasız Jivkov yönetimi tarafından yöneltilen
silahlarla şehit edilmiş olanların acıları hala yüreğimizdedir. Bir kez daha
şehitlerimizi rahmetle anarken, bu acıların bir daha yaşanmamasını
arzulamaktayız.
Bu
asimilasyon esnasında şehit olan soydaşlarımız ve bütün şehitlerimiz için
derneğimiz tarafından 24/12/2006 Pazar günü öğlen namazını müteakiben Sarı Cami
(Şükraniye / Bursa)’de mevlüt okutulacak olup, tüm hemşehrilerimiz davetlidir.
Prof. Dr. Emin BALKAN
Bal-Göç Genel Başkanı
|