Serkan İnceoğlu'nun Bursa Hakimiyet Gazetesi'nde yayınlanan yazısı:
"Soydaşların “Genel” başkanıyla…"

 

 

 

 

 

Savaş ve gözyaşı dolu 20.Yüzyıl’ın bitmek üzere olduğu yıllardı… Yeni bir yüzyılın eşiğine de gelinmesine rağmen, komşu ülke Bulgaristan’ın asimilasyon politikasıyla Türkler’e karşı bir insanlık suçu, ayıbı işlenmişti.


1980’li yıllarda soydaşlar bağrımıza basıldı. Geçen yüzyılın önceleri, daha öncelerinde olduğu gibi… O dönemde, resmi kanallarla tepki ve girişimler vardı… Halkımızdan “Ordu Sofya’ya” sesleri de yükseliyordu.


Komşu ülkede soydaşlarımıza yapılanların ve verdikleri mücadeleleri, Küçük Aysel’in dramıyla ekranlarımız başında yaşamıştık.


Soydaş kenti Bursa’da merhum Mümin Gençoğlu tarafından Türkiye’nin yeni bir büyük sivil toplum örgütü kuruluyor, soydaşların dramı, sorun ve beklentileri tüm dünyaya, gündemine taşınıyor ve anlatılmaya başlanıyordu…


Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BALGÖÇ), bugün kitlesel, politik ve diplomatik açıdan Türkiye için büyük bir önem taşıyan, belki de en büyük ve önemli bir sivil toplum örgütü…


BALGÖÇ Genel Başkanı Prof. Dr. M. Emin Balkan’la hafta sonu söyleşimizde bugünü konuşurken, düne dönüyor ve sözlerine şöyle başlıyordu:


“BAL-GÖÇ, Bulgaristan’da asimilasyonun, baskının doruğa çıktığı 1984 yılının sonlarında kuruldu. O zaman için ‘Türk yoktu’ diye baskı yapılırken, bir sivil toplum örgütü görevini çok güzel yaparak, devleti ve ulusla arası odakları uyandırmak ve güçleri harekete geçirmek için büyük bir görev üstlendi.
Akabinde, göç yaşadık. Bu zorunlu göçün, ülkemizde ve Balkanlar’da sıkıntıların çözümü yolunda çalışmalarını sürdürdü. Devlet ve uluslararası örgütlerle işbirliği yaparak, göç edenlere manevi destek verirken, soydaşlarımıza el uzatmıştır. Yugoslavya dağıldı, BAL-GÖÇ oralarda da koştu. Şimdi Balkanlar’da bir barış havası esmekte…”
 

Günümüzde her iki taraftaki soydaşların bireysel ve kitlesel sorunları, beklentileri için çalışmalar yürütülürken, Balkanlar’daki kültürel değerlerin korunup yaşatılmasına çalışılıyor. Balkan, ayrıca BALGÖÇ’ün temel bir hassasiyetini, ilkesinden de söz ediyordu:
 

“BAL-GÖÇ, ülkemiz için de çok değerleri önemsedi. Bayrak, Atatürk İlkeleri ve Cumhuriyet Değerleri… BAL-GÖÇ yönetimi, bu yönden de her zaman tavrını korumuştur.”
 

AB’NİN ÇİFTE STANDARDI ÖFKEYLE KARŞILANIYOR
 

Türkiye’nin girmek için uğraş verdiği Avrupa Birliği’nde, 3 Balkan ülkesi var ve özellikle 2’sinde önemli boyutta soydaş yoğunluğu var. Uluslar arası anlaşmaların yanı sıra, AB’li de olmalarına rağmen, soydaşların demokratik hak ve özgürlüklerine ilişkin sorunlar var.
 

Balkan’a, olup bitenlerin yorumunu ve son durumunu, AB açısından sorduğumuzda, tepkilerini paylaşıyor. Türkiye’den sürekli yapılmasını istedikleri olan AB’nin buna rağmen, üyeliğe alınmış olan Balkan ülkelerindeki olup bitenlere kayıtsız kaldığını söylüyor.
 

Son durum itibariyle değerlendirmesi şöyle:
 

“Yunanistan’da Batı Trakya’daki kardeşlerimiz, AB’ye girerken baskının en belirgin, yoğun olarak yaşanmasına rağmen, bu ülke AB’ye alındı.
Süreç, beklediğimiz gibi olmadı. Tam tersine daha kötüye gitti. Derneklerde Türk ismi varken çıkarıldı, kapatıldı. Kimlik, gayrimenkul, dini haklar dikkate alınmadı ve AB nezdinde hukuksal mücadeleye girildi, sonuçlar alınmaya başlandı.
Türkler’in en yoğun yaşadığı ülke, Bulgaristan… Bu ülkede demokrasinin kurulması ve gelişebilmesinde, oradaki soydaşlar ve göçle ülkemize gelenlerin büyük katkısı oldu.
 

Demokrasiye geçiş yılarında, o dönemin yöneticileri, ayaklarımıza kadar gelerek, özür diledi. Ama aynı kişi, daha sonraki yıllarda Bulgar milliyetçiliğinin liderliğine soyundu. Samimi olmadıklarını gösterdiler.
 

Bulgaristan’da çok hızlı demokratik gelişme oldu. Ama Türk azınlığının haklarıyla ilgili ne verildi de, bunlar AB’ye alındılar?..
 

Ana dille eğitim yok. İsimler geri alındı, ama iş alımları ve bürokratik işlemlerde bu durum art niyetle ele alınıyor. Müftü seçiminde hak verilirken, Sofya Mahkemesi’nin kararı gerekiyor. Ama Hıristiyan camiası, Ortodoks kilisesi için böyle bir durum söz konusu değil. Türkçe eğitim, zorunlu seçmeli oldu. Haftalık eğitim düşmeye başladı. Öğrenimde, 1992 yılına ait kitapla öğrenim gösteriliyor.”
 

Balkan, seçme ve seçilme hakları ile merkezi ve yerel yönetimlerde görev alma, bakan ve bakan yardımcıları çıkarılmasını olumlu gelişmeler olarak nitelendirilirken, süren sorunların varlığına da dikkati çekiyor.
 

BALGÖÇ’TEN ÇAĞRI VE KONSOLOS ELEŞTİRİSİ
 

“BALGÖÇ’ün beklentileri nedir, nereye kadar gidebiliyor, beklentiler nedir?” diye sorduk. Yanıtlar ise, komşu ülkenin kendisi kadar, Türkiye’nin devlet ve hükümet politikaları itibariyle haklı tepkilerin ortaya konuluşu şeklinde oluyor.
 

AB ve BM nezdinde çalışmalar yürütüldüğünü, BM nezdinde coğrafi bir göreve sahip olduklarını anımsatırken, ilk söyledikleri şunlar:
 

“Kamuoyu oluşturmak, koşturmak çok önemli… Sivil toplum örgütleri, henüz çok etkin değil. Üye olmak yetmiyor. Ulusal ve uluslararası çalışan örgütüz. Profesyoneller çalışmalı ve ağırlık kazanmalı, maddi güç olabilmeli. Devletin ilgili birimleriyle etkin çalışma ve paylaşım gerek. Sorunlara çözüm ve beklentilere yanıt için ilgili ve icraatçı politika gerekiyor.
Hükümet politikası nezdinde, temas ve paylaşım açısından istikrarlı bir paylaşım ve ilgi bekliyoruz. Faaliyetlerimizle ortaya konulanın, devlet ve hükümet politikasıyla omuzlanması gerekiyor.
Soydaşlardın sorunlarını çözmek kadar, komşu ülke tarafıyla da beraber, karşılıklı dostluk ve kardeşliğimizi geliştirmek, köprü oluşturmak için de varız.”
 

Bulgaristan’ın Bursa’daki “fahri konsolosluk” faaliyetlerine eleştirel yaklaşımda bulunarak, şu gözlemini paylaştı:
 

“Bir fahri konsolos, ilgili ülkenin devlet başkanını temsil eder. Ancak Bulgaristan’ın Bursa’daki fahri konsolosluğunda, pasaport amirliği görüntüsü var. Konum ve görev beklentisine karşılık, maalesef üzüldük.
 

Fahri konsoloslukların, temel görevleri itibariyle devletler arası ilişkileri artırmak ve geliştirmek için koşuşturulması gerekiyor.
Ancak Bulgaristan için Bursa’da, ülkeye gelir getirici araç durumunda olan pasaport işlemlerine dayalı varlık söz konusudur…”
 

Bu arada Balkan’a, Bursa milletvekilleriyle aralarının nasıl olduğunu, BALGÖÇ’le ne derece köprü olabildiklerini de sorduk.
 

Öncelikle de AK Parti’li Mehmet Tunçak ve Sedat Kızılcıklı ile CHP’li Kemal Demirel’in göçmen aileden geldiklerini vurguladı. İktidara mensup olan 2 milletvekilinin, geçtiğimiz günlerde genel merkeze yeni bir ziyarette bulunduklarını aktardı.
 

Ancak Bursa’nın 16 milletvekilinden aynı ilgi ve desteği görmediklerini belirtiyor ve eleştirilerini şöyle dile getiriyor:
 

“Tüm 16 milletvekiliyle temas etmemiz, işbirliği yapmamız lazım. İçlerinden bazıları var ki, bizim kapımızı açmamış. Hepsine kapımız açık. Soydaşlarımız ve ülkemiz için koşulacaksa, Bursa milletvekillerinin bizimle temas etmesini arzu ediyoruz.
 

Onlar, bizlerle yakın olurlarsa tabanın sesini onlara intikal ettirmiş oluruz. Balkan politikası ülkemiz için çok önemli. Bu açıdan da, kentimizin tüm milletvekilleriyle istikrarlı işbirliği ve paylaşımın olması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.”
 

BURSA’DA KAÇ KİŞİLER?.. DTP’YE TEPKİLER SÜRÜYOR
 

Bursa’nın gündeminde, hemşeri dernekleri ön plana çıkıyor. Siyaseten bürokrasiye bir ağırlık konulmak istenirken, kimileri genel ve yerel seçim dönemlerinde “icazet verme” ve “adayları teraziye alma” rolüne soyunurlar.
Hemşeri dernekçiliği, yörecilik açısından BALGÖÇ ne düşünüyor? Genel Başkan Prof. Dr. M. Emin Balkan tarafından şu görüş ortaya konuluyor:
 

“Balkan göçmenleri, göç ettiği kentlerde o kentli olduğunu söyler. Bursa’da sosyo-ekonomik gelişmeler yaşandı. Balkan göçmenlerinin, çalışkanlık ve üretkenlikleriyle büyük ekonomik katkıları oldu.
 

Diğer bölgelerden göçler oldu. İster istemez bir çıkar ilişkisi öne çıkmaya başladı. Korumacılık, ekipçilik oluştu. Bu dışlama oluşturmaya başladı. Küçük güç gruplar oluşmaya başladı. Bu halkayı siyasiler de ilk başta avantaj gördüler.
Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin insanlarıyız, Bursalıyız. Aşırı bölgecilik yapılmamalı, ama son yıllarda basit, çok kolay oy hesabı yapan siyasi anlayış öne çıktı.
Yerelde ve merkezde imtiyaz sahipliği oluştu. İşin ehli olanlar değil, belirli bölgeden olanlar işe alındı, terfi edildi, başka bölgelerin insanı dışlandı. Bursa’da en fazla mağdur olanlar, Balkan göçmenleri oldu.”
 

Göç kenti Bursa’daki bazı hemşeri dernekleri, kendilerini 500-600 bin nüfuslarla ifade etmekle beraber, toplamda resmi genel nüfusun çok üzerine çıkılıyordu. Bu derneklerin arasında BALGÖÇ de vardı. Balkan, resmi kayıtlara dayanarak soydaşlar için şu değerlendirmeyi yapıyor:
 

“Biz Bursalıyız. Ama Türkiye İstatistik Kurumu’na göre, doğum yeri Balkan ülkesi olan 350 bin civarında insanımız yaşıyor.
Şimdi ben Bursa doğumluyum. Benim ailem, 1951 göçmeni. Kendi açımızdan bu bağları da saymamız, doğru olacaktır. Dede toprakları ve gelinen kültür değerleri itibariyle BALGÖÇ’e üyelik de olabiliyor.” dedi.
 

Bu arada Balkan’ın, DTP’ye tepkisi de sürüyordu. Zira, DTP’nin Türkiye’de öne sürdüğü hak ve beklentileri, Bulgaristan’daki Türkler’in durumuyla aynı kefeye koyması, soydaş camiasının her iki tarafını üzmüş, kızdırmıştı.
Balkan, son durum itibariyle soydaş camiası ve BALGÖÇ adına şöyle diyor:
 

“Ülkemiz için de üzücü bir beyanatla karşılaştık, hakaret olarak gördüğümüz bir yan yanalık oluşturuldu.
Türkiye’de Kürt kardeşlerimiz azınlık değildir, ‘Bz kardeşiz’ diyoruz. Hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne beraber gelinmiştir…
Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, Türk milletini tarif ederken ‘Ne mutlu Türküm diyene’ demiş, üst kimlik konuşmuş. Boşnak, Arnuvut’u ve bir hepsiyle (Ben Türküm’ denilmiş.
Ayrıca Kürt kardeşlerimiz ile bölücü terör örgütü sempatizanlarını bir tutmamamız lazım. Bölücü terör örgütü sempatizanları, başka güçlerin kuklası. Türkiye’de yeni bir azınlık yaratmak istiyorlar ve AB’den destek alıyorlar.
Bulgaristan’daki topraklarda yaşayan soydaşlarımız, şimdiye kadar bölücü, devletin aleyhine hiçbir girişimi ve söylemi olmadı.”
 

“YEREL SEÇİM” SÜRECİ VE KARDEŞ KENT UYARISI
 

Türkiye’de yerel seçimler yaklaşırken, BALGÖÇ’ün adaylık politikası açısından beklentilerini ve düşüncelerini de sorduk.


Genel Başkan Prof. Dr. M. Emin Ballkan, 2004 yılındaki yerel seçim sürecinde soydaşlara seslenirken, yerel siyasete de mesaj vermişti. Adaylığa ilgi gösterilmesi istenirken, kendi yoğun nüfusları itibariyle dikkate alınabilmeleri de vurgulanmıştı.
Balkan, yanlış algılama olasılığı itibariyle şunları söyleme gereği duyuyordu:
 

“Kamuoyuna, tabana birlik ve beraberlik mesajı verdim, motive etmeye çalıştım. Bursa’da yoğun Balkan göçmeni var. Ama son yıllarda oyumuzla seçilenler bizleri dışlamaya, eksi puan almaya başlayınca tabanda mırıldanmalar oluştu.
Önümüzdeki yerel seçimlerde dikkate alınacağımızı sanıyorum, öyle de gerekiyor. Yerel yönetimlerden sıkıntımız olmadı. Arzu ettiğimiz, nihayetinde ‘Benim üyem de şurada’ diyebilmektir. Bunu fanatizm olarak söylemiyoruz. Bursa’ya, ülkemize hizmet edenlerin, başımızın üzerinde yerleri var.”
 

Bursa’da belediyelerin kardeş kentler politikasında, Bulgaristan kentlerinin önem ve önceliğine değinen Balkan, “Balkan ülkeleri açısından hem soydaşlarımıza hizmet hem de dostluk ve kardeşlik ilişkilerimizi geliştirmek hem de devletler arası yakınlaşma açısından son derece yararlı bir köprü kuruluyor. Bugün de memnuniyetimizi ifade edelim.” diyor.


Ama sözlerinin devamında yetersizliği belirtip, yerel yönetimin baş kurumuna olan eleştirilerini şöyle dile getiriyor:
 

“Büyükşehir Belediyesi’nin önceki yıllarda kardeş ülkelerle olan yoğun ilişkileri durdu, bu bizi üzüyor. Biz Balkan şehriyiz. Balkan ülkeleriyle en azından kardeş şehirlerle teması aktif ve dinamik tutmalıyız. Balkan ülkeleriyle kardeş müftülük köprüleri oluşturulmaya başlandı. Bursa, aynı zamanda Sofya’yla kardeş müftülük oldu.”
 

Söyleşimizin sonunu, BALGÖÇ açısından kendi rolüne bağladığımızda, görüşlerini şöyle paylaştı:
 

“Kendimi değerlendirmem. Soydaş camiası ve kamuoyu takdir edecektir. Gönülden koşuyorum, etiket beklentim yok.
 

Saygın bir görevim var. Akademisyenim, doktorum. BALGÖÇ’teki görevim, ekstra bir etiket vermiyor, kutsal bir görev veriyor, onur duyuyorum.
 

BALGÖÇ için geçmişte göre sorunlar öne çıkarken, çözümler için koşuldu. Bugün de, görev ve sorumluluklarımız çeşitleniyor. Örneğin, Türkiye’den Bulgaristan’da yüksek öğrenim gidişleri var, bu durum da bizi ilgilendiriyor.
 

Geçmişte kazanımlara varılmış, başarılar elde edilmiş. Hem ulusal hem uluslararası konuma gelinmiş. Yönetimimiz için önemli olan, en azından bu seviyeyi korumak ve yükseltmektir… Makedonya, Kosova, Yunanistan açılımları var. İç ve dışta bire bir temaslarım oluyor.”
 

Prof. Dr. M. Emin Balkan kimdir?

3 Eylül 1960'da Bursa'da doğan M.Emin Balkan, 1951 yılında Bulgaristan’tan göç etmiş olan bir soydaş aileden…


İlköğrenimini Bursa Emek İlkokulu'nda, orta ve lise öğrenimini Yıldırım Beyazıt Lisesi'nde yaptı, yüksek öğrenimini Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladı ve “Tıp doktoru” oldu.


TEK. Edirne İl İşletme Müdürlüğü'nde işyeri hekimi, olarak mecburi hizmetini tamamladı. Eylül 1986'da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı'nda başladığı uzmanlık öğrenciliğini 1991 yılında tamamlayarak “Çocuk Cerrahisi Uzmanı” oldu.


1992-1993 yıllarında İngiltere, Southampton General Hospital'da Çocuk Ürolojisi’ne ilişkin klinik çalışmalarına katıldı. Haziran 1993'te “Yardımcı Doçent” unvanını aldı.
Askerlik görevini 1993'te Etimesgut Hava Hastanesi'nde tabip er olarak tamamladı. Kasım 1999'da “Doçent”, Temmuz 2005’te “Profesör” unvanını aldı. Halen Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı “Çocuk Cerrahisi Bilim Dalı Başkanlığı” görevini yürütüyor.


Bursa Tabip Odası, Ulusal Çocuk Cerrahisi Derneği, Çocuk Ürolojisi Derneği, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği, Spina Bifida Derneği, The European Society for Paediatric Urology (ESPU)üyelikleri bulunuyor.


Evli ve 1 çocuk babası.
 

 

 

 

 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2002-2008-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman