BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜRÜ DERGİSİ 55.Sayısı
BAŞYAZI

Ne acayip bir işbirliği!
-Mehmet ALEV

(İçindekiler kısmına dönmek için buraya tıklayınız)

 


Bilmem, hiç dikkatinizi çekmiş midir; Türk olmayan milletler, Türklere karşı duruşlarında, inanılması güç bir düşünce ve eylem birliği sergiliyorlar. Böyle bir küçük yazıda, bunun nedenlerini, çıkış noktalarını, boyutlarını bir bir irdeleme olanağımız yoktur.

Ancak bazı örnekler vererek, bunlar üzerinde akıl-fikir yorarak, elimizden geldiği kadar atağa geçmek, yaşamsal hakkımızdır diye düşünüyorum.

Olay, ilk başlarda bir korku sendromu olarak ortaya çıkıyor.Türk korkusu... Başkası, bizden olmayan, öteki korkusu...

Tarih sayfalarını aktarırsak, hatta günümüzde de bu “korku” sonucu binlerce, milyonlarca insanımız yurdundan, yuvasından edilmiş, ezilmiş, büzülmüş, en değerli varlığı olan yaşamından olmuştur.

Bir zamanlar Avrupa’da anneler, çocuklarını, “Sus, uslu dur, Türkler geliyor!” diye korkutuyorlardı. Daha sonraları bu saçmalık: “Sus, faşistler geliyor!” ile değiştirilmiş olsa da, kısa süre içinde bu unutulup gitmiştir.

Ama, şu zavallı Avrupa ülkeleri, hayali Türk korkusunu hiçbir türlü aşamadılar gitti...

Türkleri, Avrupa’dan kovma mücadelesi, yıllar, yüzyıllar boyu İngilizlerin,Rusların, Avusturyalıların başına dert olmuş, gece uykularını kaçırmış... Bu ortak mücadelenin en gözde örneği de Çanakkale savaşlarıdır.

Türkleri, Avrupa’dan kovma mücadeleleri, Doksan Üç Harbi dediğimiz, 1877-1878 Türk-Rus Savaşı ve 1912 yılında yürütülen Balkan Savaşı’ndan sonra meyvelerini veriyor. Bir sözle, bunu başarıyorlar.

Buna rağmen görüyorsunuz, gene de rahatları yok. Bu fedakâr halkı, ellerinden gelse, Anadolu’dan da söküp atacaklar...

Peki, nereye gidecek bu Türk halkı?!

Orta Asya’daki sarı sıcak çöllere mi dönecek?

Hadi, buna da razı olduk, diyelim. Ama, her oyunda olduğu gibi kurallar, her iki taraf için de geçerlidir. O zaman Hintliler, Pakistan, İran halkları, Avrupa yollarını tutacaklar. Onların çıkış noktaları Avrupa’dır. Dilleri Hint-Avrupa dil ailesine mensuptur. Hal böyleyken tüm Balkanlar’dan Islav unsurları da bir bir kazınmalıdır. Balkanlar’a Trakların, Yunanlıların, Romenlerin vb. yurdudur. Macarları da Orta Asya’ya gönderirsek işler iyice karışıyor.

O kadar uzaklara gitmeye ne gerek var. Bin dörtyüz, binbeş yüzlü yıllara gelelim. Kocaman Amerika, kuzeyi ve güneyi ile, Afrika, Avustralya istilaya uğruyor.Bugüne kadar İspanyollar, Güney Amerika’dan, İngilizler, Kuzey Amerika’dan, Avustralya veya Güney Afrika’dan çıksın, anlamında ne bir ses duydum, ne bir yazı okudum, ne de böyle bir sorun herhangi bir ülkenin parlamento gündemine getirilmiş!?

O halde niye hep Türklerin üzerine gidiliyor?

“Türkler Kıbrıs’tan çıksın!”, “Türkler, Makedonya, Kosova, Batı Trakya’yı terk etsin!”... Bulgaristan Türkleri zaten 150 yıldan beri tetikte. Her on yılda bir acımasızca kırpılıyor adamlar. Göçle yapılan kıyımlarda en çok nasibini aydınlar alıyor, buna daha önce de değindik...

Bundan, tam 61 yıl önce, mayıs ayının ortasında Kırım halkı, bir gecede domuz vagonlarına tıka basa doldurularak Sibirya’ya, Orta Asya’ya sürülüyor. Bir düşünün, yarım milyon insan, hastası, yaşlısı, çocuğu, genci, kadını, erkeği ile... Ardahan ilimizin dibinde, Gürcistan topraklarında kalan 252 tane köyde oturan Ahıska Türkü de aynı akıbeti paylaşıyor. Kafkasya’nın Türk ve Müslüman halkları da, cellat Stalin’in emriyle, tohum tohum dağıtılıyor.

Bu göçleri, bu kıyımları, bu akıl almaz işkenceleri bugün kaç kişi biliyor? Bu insanların akıbeti, hangi Batı ülkesinin parlamentosunun gündemine taşındı?

Ancak Türklere karşı bir yerden çatlak bir ses çıktı mı, aslı astarı olsun, olmasın, hemen ona eşlik ediliyor. Bu acayip ve hasmane bir işbirliğidir. Böylesine uyumlu bir işbirliği, Avrupa Anayasasını onaylama seçimlerinde de, mızrağın torbada durmadığı gibi, kendini gösterdi.

O halde biz, daha ne güne duruyoruz?

 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman