BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜRÜ DERGİSİ 55.Sayısı
Büyük Katliam
(Talat Paşa’nın Belgelerle Ermeni Vahşeti kitabından)

(İçindekiler kısmına dönmek için buraya tıklayınız)

 


Büyük Erzurum katliamı 7 Şubat’ta başlamıştır. Ermeni topçuları sokaklarda 270 kişiyi yakalamış, bütün elbiselerini soyduktan sonra hepsini bir hamama götürmüş ve burada en haris hislerini tatmin etmişlerdir. Fevkalbeşer gayretlerin neticesinde bu biçarelerden hayatta kalmış olan yüz kişi kurtarılabilmiştir. Diğerleri ise sözde askerler tarafından “kurtarılmıştır!”

Bu alçakça hareketleri tertip eden topçulara katılmış olan Karagedoff ismindeki bir Ermeni piyade çavuşudur. Aynı gün sokaklarda da birçok Türk öldürülmüştür. 12 Şubat’ta Ermeniler Erzurum istasyonunda masum ve silahsız on kişiyi öldürmüş ve onları müdafaa etmek isteyen Rus zabitlerini ölümle tehdit etmişlerdir.

Bu sıralarda haklı bir sebep olmaksızın bir Türkü öldürmüş olan bir Ermeniyi hapsetmiştim; başkumandan onun divanı harbe verilmesini emretmişti. Eski kanun mucibince cinayet işleyenlerin idam edilmesi icap ediyordu. Ermeni zabitlerden biri kendisine asılacağını söylediği zaman katil hiddetle yerinden fırlayarak hayretler içinde: “Hiçbir Ermeni’nin bir Türk için öldürüldüğü görülmüş müdür?” diye bağırdığı görülmüştür. Ermeniler, Erzurum’daki Türk pazarını kül etmişlerdi. 16 Şubat’ta topçu alayının bulunduğu mıntıkada Tepeköy’ün kadın, erkek ve çocuklardan ibaret halkının yok edildiğini öğrendim. Aynı gün, Erzurum’daki intizamı iade etmek üzere Kafkasya hükümeti tarafından gönderilmiş olan Andranik Erzurum’a geldiği zaman kendisine bu katliamdan bahis ve failleri cezalandırmasını rica ettim; ricalarımın neticesini hiçbir zaman öğrenemedim.

Andranik topçu zabitleri kulübünde intizamın yeniden iade edileceğini vaat etti. Fakat intizamın iadesi maksadıyla Kafkasya hükümeti tarafından gönderilmiş olan Doktor Sovrieff ve Andranik’e rağmen bu vaatler tatbik mevkiine konmadı. Sadece şehirdeki hareketler bir derece azaldı. Bütün nüfusu öldürülmüş köylerde ise bittabi sükunet hüküm sürüyordu. Türkler tarafından yapılan askeri harekatın İlice’ye yaklaşmakta olduğu haberi yayılınca Erzurum’da Türklerin tevkifi yeniden başladı. Bu tevkifler bilhassa 25 ve 26 Şubat’ta artırıldı. 26 Şubat’ı 27’ye bağlayan gecede Rus zabitlerini aldatmış olan Ermeniler yeni bir katliama sebebiyet verdiler. Fakat yetişen Türk askerlerinden korkarak kaçtılar. Bu katliam, tesadüfi değildi; tamamıyla tertip edilmişti. O zamana kadar tevkif edilmiş Türkler toplattırılarak birer birer öldürüldüler. Ermeniler bu gece işlenen cinayetlerin sayısının üç bini bulduğunu iftiharla anlatıyorlardı. Şehrin müdafaasına memur Ermeniler o kadar azdı ki, bin beş yüz kişiden ibaret olan ve yalnız iki topu bulunan Türk kuvveti karşısında kaçmaya mecbur oldular. Buna rağmen o gece alçakça işlenen cinayetlerin sayısı pek çoktu.

Ermenilerin münevver sınıfı bu katliama hakikaten mani olabilecek vaziyette olduğundan vahşete çetelerden ziyarede bu sınıfın iştirak etmiş olduğu ve herhalde asıl mesul olanların bunlar olduu neticesine varmak icap ediyor. Aşağı sınıf reislerinin emirlerine karşı son derece itaatkârdır. Yalnız Rus zabitleri hiçbir cebir vasıtasına malik olmadığımız halde bütün emirlerimizi ifa ediyorlardı; alanen soygunculuğa iştirak etmeye hiçbir zaman cesaret etmemişlerdir. Katliam gecesinde alayın birkaç takımı bulunan kışlada bir tek Rus zabiti nöbetçi bulunmasına ve kırk Kürt seyisinin etrafında yüzlerce Ermeni olmasına rağmen bir Kürt dahi öldürülmemiştir.

Bütün Ermeni elitlerin istisnasız olarak bu korkunç zulümlere iştirak etmiş olduğunu tabiidir ki, iddia etmek istemiyorum; bu cinayetleri bütün kuvvetleriyle tel’in eden Ermeniler gördüğüm gibi, bunlara yalnız sözde değil, fiilen mümanaat edenlere de rastladım. Fakat şunu da söylemeliyim ki, bunlar ancak pek ufak bir ekseriyeti teşkil ediyor ve hemşerileri tarafından kara listeye geçirilmiş bulunuyorlardı; bunlar, halkın idealine karşı gelmekle itham ediliyorlardı. Yine diğer bazıları zahiren bu vahşete karşı hasım gibi gözüküyor, fakat gizliden gizliye bunlara iştirakten çekinmiyorlardı.

Tekdir ve ithamlar karşısında bazı Ermeniler sükutlarını muhafaza ediyor, çoğunun ise şu cevap ağzında daima hazır bulunuyordu. “Siz Russunuz ve Ermeni milletinin idealini anlayamazsınız.” Bazen de kendilerini şu suretle müdafaa ediyorlardı: “Türkler, Ermenilerin hususunda başka türlü mü hareket ediyorlar?Bizim yaptığımız intikamdan başka bir şey değildir.”

Yukarıda anlatılan hadiseler, Ermeni milletinin ve münevver zümresinin kana susamış idealini açık olarak göstermektedir. Bu şayanı teessüf hadiseleri vuku bulmamış hale sokmak hiçbir kimsenin, hiçbir insanın kudretinde değildir. Ermeniler rüzgar ektiler, fakat fırtına biçeceklerini unuttular.

Erzurum, 16 Nisan 1918

Erzurum ve Deveboynu mevkileri müvakkat kumandanı ve topçu ikinci alayı kumandanı Yarbay Tverdokhleboff

(Talat Paşa’nın Belgelerle Ermeni Vahşeti kitabından)

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman