BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜRÜ DERGİSİ 55.Sayısı

Cengizler her zaman kahramandır
-Doç.Dr. Tamilla ALİYEVA

(İçindekiler kısmına dönmek için buraya tıklayınız)

 


28 Mayıs 1918’te Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. 1920.ci yılın 28 Nisan günü çağırılmamış misafirler Rusiya’nın XI. Kızıl Ordusu, henüz ayakta durmaya çalışan Azerbaycan Cumhuriyeti’ni yıktı, Azerbaycan’ı işgal etti. Ülkeyi soydu, çaldı-çarptı. Ve 1990 yılına kadar bu ülkenin halkını köle gibi çalıştırdı, yeraltı, yerüstü servetlerini Rusiya’ya götürdü. Gorbaçov’un “Yenidenkurma planı”, Rusiya’nın elinde sımsıkı tuttuğu halkların işine yaradı. Halklar, ellerindeki kelepçeleri kırıp attılar. Herkes kendi azad, demokratik ülkesini yarattı. Ama öte yandan bu tarihten sonra kan içen gaddar Ermeniler de el-kol açmağa imkân yarattı, onları şımardı Fransa’da Ermeni lobisine Karabağ’ı vaat etti. Sonra da dişinden tırnağına kadar son silahlarla silahlanmış Rus askerini de onlara verdi. Gidin Karabağ’ı silah gücüyle boşaltın, kimsenin gözünün yaşına bakmayın verin Ermeniler’e dedi.

Rus askerine de zaten bu lazım idi. Domuz etinden kebabını yedi, Yerevan konyağını içti, gözü hiçbir şey görmedi. Öyle ki Gorbaçov, hem Ermeni lobisine verdiği sözü yerine getirdi bir de bu lobinin Gorbaçov’un karısı Raisa Maksimovna’ya Karabağ için verdikleri pırlantaların ücretini ödemiş oldu. XX. asrın sonlarına doğru Sovyetler Birliği çökmeye başladı.

Varlı-bereketli topraklardan, doğalgazdan, sıcak yerlerden elini çekmek istemeyen karlı-buzlu Rusiya, 1990’ncı yılın soğuk 20 Ocağında, yeniden Azerbaycan’a hücum etti. Ömrü boyu azatlık aşkı ile kavrulan Azerbaycan Türklerinin kanları ile Azerbaycan toprağı al-kan oldu. Sokaklar cesetlerden geçilmez oldu, ama Azerbaycan Ruslara teslim olmadı.

Her sene, Mayısın 28’inde Azerbaycan halkı azadlığa kavuştuğu günü büyük coşku ile bayram eder. Bu sene 2005’te de bugün kutlandı ve bunu yurtdışında olduğum için Azerbaycan televizyonlarında izledim.

Azerbaycan’ın “ANS” adlı müstakil televizyon kanalında ünlü televizyon sunucusu Mirşahin tarihe seslenerek çok değerli şeyler anlattı.Öğrendik ki, “ANS” müstakil televizyonu, Karabağ şehiti, Azerbaycan’ın milli kahramanı Cengiz Mustafayev’in ismini taşımaktadır.

Cengiz Mustafayev, Azad Azerbaycan uğrunda canını feda etmek isteyen binlerce Azerbaycan gençlerinden biri idi. Azerbaycan’ın hak sesini dünyaya tanıtmak için bu televizyon kanalını kurdu. Sonra ise silahını, yani video kamerasını omuzuna atarak Karabağ dövüşlerine yola düştü. Dövüşün en kızgın yerlerine girdi, korkmadı, çekinmedi. İster cephe hayatından, ister siyasetten, isterse de halkın sosyal durumundan en doğru haberleri Cengiz’in aracılığı ile “ANS” yalnız Azerbaycan’a değil bütün dünyaya bildirdi. Onu korkuttular ama Cengiz hiç birşeyden yılmadı. Ermenilerin yokettikleri Hocalı’ya (o gece Ermeniler Karabağ’ın Hocalı şehrinde 613 günahsız insanı katliam ettiler) soykırımını, dünya Cengiz’in çektiği bantlardan gördü. Cengiz, yerlerde yatan çocukların, annelerin, babaların, nine ve dedelerin kanlı cesetlerini videosuna çekerken, gözlerinden akan yaşlar buna mani olurdu. Nasıl oldu ki, Cengiz’in kalbi patlamadı. Ama kan içen düşmanın kurşunu Cengiz’in sırtına saplandı. Cengiz ömrünün en genç çağında gözlerini ebedi yumdu. Belki de o gözler açık kaldı. Çünkü Cengiz, vatanı Azerbaycan’a doymamıştı, yegane evladına doymamıştı. Yarım kalmış işleri vardı. Ama namert düşman aman vermedi. Bize öyle gelirdi ki, doğuştan Cengiz’in içinde bir kahramanlık vardı.

2005’in 28 Mayısında “ANS’de Mirşahin’in verilişinde belli oldu ki, biz yanılmamışız.,Mirşahin, Cengiz’in amcası, Cengiz’i anlattı. Ara sıra Cengiz’in babası da konuşurdu. Dediklerinden belli oldu  ki, amca Cengiz üniversitede okuyormuş. Bu zaman Türkiye’de  1923’üncü yıl inkılabı olur. Cengiz ve dostları, bu inkilabı sevinçle alkışlar ve “Kemalı harekat” adlı bir cemiyet kurarlar. Öğrenci olmalarına bakmayarak, harçlıklarıdan kesip bir fon yaratırlar. En büyük arzuları, Azerbaycan’ı da Türkiye gibi azat görmektir. Bunun için ant içerler. Canımızdan ve servetimizden geçip, son damla kanımıza kadar vuruşacağız. Azerbaycan’ı Rusların elinden hilas edeceğiz. Onlar, Mustafa Kemal Atatürk’e hayrandırlar. Günlerin birinde KGB onların kapısını dövdü. Cengiz’i KGB zindanına aldılar. Böylece dostlarını da. Onları, KGB’nin nemli, karanlık, soğuk zindanlarında tuttular. Akşam saat 11’den sabah 5’e gibi sorgu-sual sürdü gitti.

Bunları Ermeniler Aruşanov, Arustamov yaptı. Ermenilerin eline fırsat düşmüştü. Türk’ten intikamını alacaklardı. Bu kadar sorgu-sualden yarım sayfa yazı yazılırdı.

Cengiz son ana kadar dayandı, sadece 8 arkadaşı onu yüzüne dayanıp, onun suçlu olduğunu söyleyene kadar. Bu olay onu mahvetti. Psikolojisini bozdu.

Mirşahin, eski KGB’nin mahkumların öldürüldükleri yeri gösterdi. Buradan yerinaltı ile denize karanlık bir tünel var. Ermeniler Türkleri burada “çok hevesle” kurşuna diziyor, sonra bir beze büküp onları tünelin karşısında bekleyen kayığa koyup, Nargin adasına götürürler, orada üstüne taş bağlayıp denize atıyorlar. Cengiz’i kurşunlamadılar, zaten o kurşunsuz da ölmüştü. Cezaevine gönderdiler. Bir sene kaldı, sinirleri epey bozuldu, psikoloji rahatsızlığına tutuldu.

1943’üncü yılın temmuzunda Cengiz cezaevinden çıktı.Bakü’deki evlerine geldi. Cengiz kimseyi görmek istemedi, o zaman onu Bakü’nün yakınlığındaki Göyçay denilen yerdeki eve götürdüler. İşkencelerden bütün sağlığını kaybeden Cengiz, bu ağustosta hayattan göçtü.

İnsanlardan çok incinen, ömrünün son günlerinde kimseyi görmek istemeyen, Cengiz’in mezarı da tenhadır.

1960’ıncı yılda Cengiz Mustafayev beraat aldı. Sanki büyük suçu vardı, ama Sovyet hükümetine göre vardı, çünkü ülkesinin azatlığını istiyordu. Sadece o yıl,Mustafayevler ailesinde insanların yüzünde çok da sezilmeyecek bir sevinç işaretleri göründü. Ölen Cengiz’in kardeşinin oğlu dünyaya gelmişti. Ölen Cengiz’in ruh uve ismi bu çocukta yaşayacaktı. Yeni doğan çocuğa Cengiz adı verdiler. Azatlık aşkı amca Cengiz’in ruhu ile küçük Cengiz’in bedenine geçti. Ama kimse bilmedi ki, onun da alınyazısı amcasının alınyazısına benzeyecek. Her ikisinin bahtını Ermeniler karalayacağı, Arusonovlar, Arustamovlar amca Cengiz’in manen öldürdüler, psikolojisini bozdular ve o öldü. Aruşanovların Arustamovların torunları, Karabağ’da kardeş oğlu Cengiz’i kurşunladılar.

Amca Cengiz, Göyçay’da mezarlıkta uyuyor, ama mezarının yanında hiçbir mezar yoktur. Tenha mezar. Bunu yazarken Türk dünyasının ünlü şairi B. Vahabzade’nin “Tenha Mezar” şiirini hatırladım:

 

Yolcu, arabanı bu yerde eğle

O mezar önünde sen tazim eyle

El aç, dua eyle onun ruhuna

Ayak bastığın yer borçludur ona

 

Karabağ şehiti Cengiz Mustafayev, Dağüstü Park’taki şehitlikte uyuyor. Onu seven Azerbaycan Türkleri, her gün onun mezarını gül-çiçeğe bürüyorlar. Halk azatlık uğrunda şehit olanları unutmaz. Her bir Azerbaycan Türkü, bu toprağın azatlığı için canından olmuş Cengiz’lerin mezarı karşısında baş eğmeli, onların ruhuna dua okumalıdır.

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman