BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜRÜ DERGİSİ 55.Sayısı

Hayaller ve gerçekler -Bedriye RAMADAN

(İçindekiler kısmına dönmek için buraya tıklayınız)

 


Geleceğe dair hayal kurmak, beni bambaşka diyarlara götüren, kendimi mutlu hissetmemi sağlayan, büyülü bir olay. Hayal etmeyi çok seviyorum ve bunu sık sık yaptığımı da söyleyebilirim. Ama sakın ola ki yanlış anlamayın, sürekli hayaller diyarında yaşadığımı söylemiyorum, tam aksine, inanın bana günümüz gerçeklerini çok net bir şekilde fark edebiliyorum. İşte bu yüzden ya, bazen günümüz gerçekleri beni çok yoruyor ve onlardan biraz da olsa uzaklaşmak için, hayaller şehrimin kapısını çalıyorum.

Çevremizdeki insanları, hareketleri, olayları anlama ve yorumlama yeteneğine sahip olana dek, her birimiz bir şekilde hayaller dünyasında yaşıyoruz. Hani şu ailelerimizin bizlere çizdiği, kendilerinin de yaşamak istediği haksızlıklardan ve  kötülüklerden uzak hayaller dünyasında yaşayıp gidiyoruz. Ama bir gün geliyor ki günümüz gerçekleriyle karşılaşıyoruz ve her şeyin sandığımız kadar toz pembe olmadığını anlıyoruz. İşte o zaman olgunlaşmaya başlıyoruz, insanların sadece görünüşten ibaret olmadığını anlıyoruz, çevremizde olup biteni analize edebiliyoruz ve böylelikle kendimize ait bir takım gerçekleri oluşturmuş oluyoruz.Her birimizin gerçekleri hem kendi ailelerimizden aldığımız eğitimin, hem de çevremizden doğru diye algıladığımız, bize yakın gelen şeylerin bir karışımı.

Ne yazık ki, bazen bize ait gerçeklerle günümüz gerçekleri örtüşmüyor, hatta kutuplar kadar zıt olabiliyor. Örnek vermem gerekirse, sizlere benim bir türlü anlam veremediğim bir sorudan bahsedebilirim. Türkçemize verdiğimiz önemden, Benim doğrularımdan  en önemlisi şu; kendini Türk diye nitelendiren bir insan, mutlaka kendi öz diline sahip çıkmalı, elinden geldiğince Türkçe okumalı, özellikle bu Türkçeye karşı olan sevgisini çocuklara da aşılamalı. Unutmayalım ki, her küçük çocuk beyni siyah bir tahta gibidir, oraya ne yazarsanız o kalır, yani onlara Türk olmanın ne kadar gurur verici bir şey olduğunu öğretmeli, Türk edebiyatını, tarihini anlatmalıyız. Çocuklarımızın temiz Türkçe konuşması gerekiyor ve bunu da en iyi okulda öğrenebilirler. Bana göre, okullarda mutlaka Türkçe okunmalı ve bunu her birimiz çok büyük istekle ve hazla yapmalıyız, çünkü bir insan eğer Türkçesini doğru düzgün okuyamıyor, yazamıyor ve konuşamıyorsa, göğsünü gere gere nasıl “Ben Türküm” diyebilir ki?Aslında bu sadece benim doğrum değil, herbirimizin doğrusu olmalı. Ve böylelikle de günümüz gerçeklerini de yönlendirmiş olabiliriz. Hayat insana çok şey öğretiyor. Mesela, her zaman haklı olanın değil de, çoğu zaman da haksızın kazandığını görebiliyoruz. Evet maalesef kalbimizi acıtan gerçek bu. Bazı insanların istediklerine ulaşmak için yapmayacakları haksızlık olmadığına şahit olan dürüst insanların seçebileceği iki yol var. Biri, kendi doğrularından vazgeçip, onlar gibi olmayı seçmek, bir şeyleri hiç çaba göstermeden kazanmak, sadece kendi çıkarını düşünmek, diğer insanları hiçe saymaktan geçen yol. Seçebilecekleri diğer yol ise bu haksızlıkları görünce, kendi doğrularına daha da sıkı sıkıya sarılmak, çok çalışıp dürüst yolla kazanacağını ve bunun çok daha zevkli olacağına inanmak, böylelikle de çevresine örnek olmak. Yani kısacası insan gibi insan olmak, insan gibi yaşamak.

Unutmayalım ki, asıl kazanç dürüst yolla olanıdır. Eğitimini sürdüren birisi olarak haksızlık diye nitelendirdiğim, tasdik etmediğim bir olay da kopya çekmek ve bunun çoğu kişiler tarafından gayet normal bir şeymiş gibi algılanması. Aslında bu haksızlık için verilebilecek çok basit bir örnek gibi görülebiliyor ama insanların hayata bakış açısının büyük bir kısmı okulda oluşuyor. Hayat da bir okul ve sınavı kazanmak için kopya çekebileceğiniz bir yöntem yok! İşte bu nedenden dolayı ilk önce kendimize, sonra da çevremize karşı dürüst olalım!

Eğer siz de zaman zaman günümüz gerçeklerinden yoruluyorsanız, buyurun birlikte çalalım hayaller ülkenin kapısını!

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman