BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜRÜ DERGİSİ 55.Sayısı

Hıdırellez-Süleyman ÇELİK

(İçindekiler kısmına dönmek için buraya tıklayınız)

 


Bayramlar her millette olduğu gibi Türklerin de benimsediği ve kendi imkanlarıyla katıldığı adetlerdir. Bayram günleri insanlar arasında sevginin ve saygının kaynaştığı, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları, barıştıkları, kardeşçe kucaklaştıkları günlerdir. İnançların, örf ve adetlerin uygulandığı bu günler toplumun millet olma şuurunun şekillendiği günlerdir.

Türkler arasında coşku ile kutlanan bahar bayramları ve adetleri, çeşitli Türk toplulukları arasında küçük farklılıklar göstermiş de olsa kutlama törenlerindeki ananeler, inanışlar ve töreler bir bütünlük göstermekle, milletin ayrılmazlığını teşkil etmektedir. Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar Türkler kimliği ve bütünlüğünü bayramlarıyla, gelenekleriyle muhafaza etmişlerdir.

Hıdırellez, bütün Türklerde baharın geldiğini müjdeleyen bir inançtır. Bulgaristan’da özellikle Deliorman Türkleri hayati önem taşıyan bahar bayramlarını büyük törenlerle kutlamakta ve yazı karşılamaktadırlar. Çeşitli törenlerle, yeni bir hayatın doğduğunu ve bütün umutlarının da bu doğuşa yöneldiğini göstermektedir.

Hıdırellez 5 ve 6 Mayıs’ta kutlanmakta ve ona göre de törenler düzenlenmektedir. Ateşin, kötülükleri temizlediği, hastalıkları kovduğu ve yok ettiği inancı Deliorman Türkleri arasında çok yaygındır. Bu itikattan dolayı ateşe özel bir gün ayrılmıştır. Hıdırellez öncesi perşembe günü köfür perşembesi olarak adlandırılmıştır. O akşam ateşler yakılır ve üstünden atlanır. Ateşin külünden de çocukların alınlarına birer damga vururlar. Bu işaret çocukların sağlıklı olacakları ve kötü ruhlardan korunacakları inancından kaynaklanır. Evlerin de giriş kapılarına birer kül damgası yapılır.

Bu adet yılanların, çiyan gibi zararlı hayvanların kovulmasıyla da ilgilidir.

Bayram arifesi 5 Mayıs kabul edilmiştir. Arife günü, genç kızlar, aileleri gezer ve küçük erkek çocukları olan ailelerden, kalaylanmış, temiz pınar suyu ve süt konmuş bakır içine nişan toplarlar. Bunlar genellikle çeşitli renkte iplik bağlanmış takılardır. (Bu yüzük, küpe, bilezik vs.) Nişan bakırı siyah bir örtü ile örtülür, etrafı yeşillikle süslenir. Ve o akşam bir gül dibine bırakılır. 88 yaşındaki Mükerrem Kalavak halamın anlattıkları da buna işaret etmektedir. Onun kızlığında, yani yetmiş yıl evvel de törenler böyle yapılıyormuş.Bayramın arifesi akşamı gümüş para ile ısırgan tepesi kesilir ve uyuyan küçük çocukların başı ucuna konurmuş. Sağlıklı olacakları, kötü dillerden korunacakları ve nazar almayacakları inancı varmış.

Hıdırellez sabahı aileler erken kalkar, genellikle genç gelinler temizlik işini yaparlar. Evin içini dışını, avluyu bahçeyi süpürürler. Evin giriş kapısının etrafını, sokak kısmını, komşulara kadar temizlerler. Yün eşyalar dışarı çıkarılır ve havalandırılır. Topraktan yapılmış soba gök toprakla yeniden sıvanır. Ateş külüne biraz darı karıştırılıp evin etrafına (çevresine) saçılır. Bu adet kötü kuvvetlerden korunmak için yapılmaktadır. Ailenin erkeği de tarlalarını, arazisini, malını ziyarete gider. Çimenler başak yarmış mı diye dolaşır. Hatta çimenlerin sahiplerini bekledikleri ve gelemezse ağladıkları inancı hakimdir, erkek kulağında başakla eve döner.

Mükerrem halam bütün bu işler gün doğmadan yapılıyordu, diye anlatıyor.

Hıdırellez günü bir de hıdırellez kuzusu kesilir ve misafir ağırlamak için hazırlıklar yapılır.

Nişan çıkarma 6 Mayıs’ta son düğünü olmuş bir genç ailenin bahçesinde yapılır. Daha sonra köyün belli bir yerinde devam eder.

Benim çocukluğumda 1960’lara kadar dernek de yapılıyordu. İnsanlar da “derneğe” gidiyoruz diyorlardı. Herkes dernek olacak sevinci içinde yaşıyordu. Tam bir bayram havası hakimdi.

Nişan çıkarma işi küçük bir kız tarafından görülür. Küçük kız sekiye oturtulur, başı bir kozan çemberi ile örtülür, bakır da önüne bırakılır. Çember kızın başını ve bakırı örter. Kızın eline bir ayna verilir. Kız o aynada kendine bakar ve bir eli ile de nişan çıkarma işini görür.

Nişan çıkarma işi önce köyün en okumuş hafızı olan bir kadın tarafından Kuran’ı Kerim’den ayetler okumakla başlar.

Mani okuyan kızlardan biri manici başıdır. Şu mani ile başlar:

Manici başı mısın?

Cevahir taşı mısın?

Sana bir mani söylesem

Cebinde taşır mısın?

İlk nişan kimin adına çıkarsa o yıl istediğine kavuşacağına inanılır. Herkes heyecan içinde bunu bekler. Her delikanlının talihine maniler söylenir.

Nişan çıkarma bittikten sonra kızlar ve gelinler bakırdaki su ile elini yüzünü ıslatırlar. Sağlıklı ve güzel olacağı, istediklerine kavuşacağı inancı vardır.

Nişan çıkarma olayından sonra asıl şenlikler ve eğlenceler tertiplenir. Herkes çok eski zamanlara dayanan milli kıyafetlerle dernek yerine gider.

Tarihi geçmişten gele duran bu töreler ve oyunlar sevgi dolu gönüllere ve ruhlara yerleşmiş, herkesin içtenliği ile yaşatılır.

Bekar, kızlar temsili olarak kıyafetleri ile, analar eski zaman kıyafetleri giyinmiş; genç gelinler bindallı, alanyandılarla ve başlarında çeşit renkte ipek fırlantalarla ve altın, gümüş takılarla süslenmiş olarak dernekte yerlerini alırlar, ellerinde erguvan dalı taşırlar.

Dernek “sekmecilik” ve “ayak oyunu” gibi eğlendirici oyunlarla başlar. Alay yapılır. Kadınlar, kollarıyla ön ve arka tarafa hareketlerle, ileri-geri-sağa adımlarla bu oyunları oynarlar.

Sonra kadınlar iki sıra halinde karşı karşıya 4-5 m. mesafede “Alaylar” oyununa geçerler. Şarkılar söyleyerek sıralar birbirine karşı harekete geçerler ve karşılaşınca başlarıyla birbirlerine eğilirler. Saygı ve sevgi ile dolu olduklarını ifade ederler. Yine küçük adımlarla geriye doğru uzaklaşırlar ve çömelerek şarkılarına devam ederler. Bu hareketler birkaç defa tekrarlanır.

“Beşikli” oyunu da çok ilginçtir. Tekrar alay yapılır ve ortaya “Beşikli” bir kadın çıkar. Genç gelinin bel kısımının iki tarafında oklavalardan yapılmış beşik, hayatın bereketin doğmasını temsil eder. Beşikli, alayın ortasında dönme hareketleri yapar, şarkılar söylenir. Sonra genç kızlar alay içinde “Nallama” oyununu da oynar.

“Koşmacık” oyununda iki genç kadın karşı karşıya yerlerini değiştirerek ve yanaklarını değiştirme şartıyla zıplayarak ve ellerini birbirine çarparak şarkı söylerler.

Derneğin son oyunu da salıncakta sallanmaktadır. Hafiflik olur hastalıklar gider, inancı vardır. Delikanlılar genç kızları sallar. Sallayanlar arasında en iyi sallayabilen yarışı da olur.sallanan kızlara sevdiği, istediği delikanlı sorulur ve söyleyinceye kadar havaya uçurulur.

Bayram şenlikleri misafirleri uğurlamakla son bulur. Bütün sıkıntılar arkada bırakılmıştır. Buharla birlikte, bereket, sağlık, matluluk ve başarıların geleceği inancı dile getirilmiştir.

Deliorman’ın Caferler köyünde “dernek” yeri “Koruçalısı”dır. Yaşlı meşe ağaçları eski Deliorman’ın gür ormanların kalıntılarıdır. Mahallenin adı da zaten Korumahallesi’dir. Korumahallesi ve Kedikler mahallesi arasında bulunan bu dernek yeri Türklerin manileri şarkıları ve oyunları ile göklere kadar sedalarla dolup taşıyordu. Şimdi bu güzel Hıdırellez günlerinde Koruçalısı’ndaki ulu meşe ağaçları, insanlar için gözyaşı dökmekte ve onları yine dernekte görmek istemektedir.

Çok eski devirlere dayanan bu kutlamalar günümüze kadar intikal etmiş ve Türk milletinin bir arada yaşama arzusunu kuvvetlendirmiştir. Bir gelenek olarak, Hıdırellez, bütün özellikleri ile millet bağını güçlendiren bir unsurdur ve Türkleri her nerede bulunurlarsa bulunsunlar ayakta tutmayı başarabilmiştir.

(Balkanlardan esinti, dergisinden)

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman