Nafiz Gürcüali Türk Tiyatrosu
Prizren’de, Prizren Kültür Evi’nde, diğer azınlık gruplarıyla
tiyatro aktivitesini yıllardır özveriyle sürdüren bir amatör
tiyatro. Neden Nafiz Gürcüali diye sorduğumda, tiyatronun
emektarlarından Etem Kazaz, tiyatroya 35 yıldır emeği geçmiş ve
hâlâ da geçmekte olan Nafiz Gürcüali’nin ismini birlikte karar
alarak verdiklerini, bunu da sanatçıyı yaşarken onurlandırmak
adına yaptıklarını söyledi bana. Nafiz Gürcüali’yle ilk
karşılaşmam, Prizren Kültür Evi’ndeki Türklere ayrılmış çalışma
ofisinde oldu. Gerçekten de 35 yılın getirdiği dinginliğin
yanında tiyatro yapmanın heyecanını gözlemlemek mümkün yüzünde
ve konuşmalarında. Bizi Prizren Otogarı’nda karşılayan Hayrullah
Şkurtak da, sabık arkadaşım Ethem Kazaz da, başını Deniz Dadale
ve Asim Mongovci’nin çektiği tüm gençlerde bir tiyatro coşkusu
var. Kosova’da ve Prizren’deki çatışmalar sonrası durumun,
UNMIK’in (Birleşmiş Milletler Geçici Komisyonu), siyasetin ve
hayata ilişkin pek çok şeyin farkında olmalarından kaynaklanan
ve bu bilinçle hayatın içinde var olmanın heyecanı, canlılığı
var onlarda. Doğal olarak bu durum tiyatral sohbetlere,
tartışmalara ve sorularıma verdikleri yanıtlara yansıyor. Yani
tam da tiyatronun içinde, hayatın içinde yaşıyorlar. Genç üyeler
tiyatro eğitimi almak istiyor. Bu nedenle heyecanla, özlemle ve
de istekle, Türkiye ve Türkiye’deki tiyatro eğitimiyle ilgili
sorular ardı ardına sıralanıyor.
Kosova’nın siyasal
geleceğinin belirsizliği ve her an, her yerde yüz yüze
kalabilecekleri çatışmaların gölgesinde tiyatro ve Türkiye onlar
için gerçekten bir umut. Grubun bu canlılığı ve heyecanı insanı
çok mutlu ediyor. İşte diyor insan, işte amatörlük, gönüllülük.
1968’den bu yana edindikleri tiyatral deneyimleri, birikimleri
ve emeklerini daha da ileriye taşımak için, Prizren
Belediyesi’nden kuşkusuz “profesyonelleşme”yi talep ediyorlar.
Hatta en büyük istekleri de bu. Ancak bunun nedeni Kosova’daki
belirsiz durum. Çünkü ekonomik sıkıntı ve işsizlik en temel
sorun burada. Geçim kaygısından dolayı tiyatroya zaman ayırmakta
güçlük çektiklerini söylüyorlar. Eğer tiyatro, belediyenin
desteğini alıp profesyonelleşirse, en azından bütün zamanlarını
tiyatroya ayırıp, Türk tiyatrosu ve oradaki Türk azınlık adına
çok daha iyi işler yapabileceklerini belirtiyorlar. Bu hemen
gerçekleşmese dahi yaptıkları tiyatrodan, o zorlu uğraştan çok
memnunlar. Yüzlerine, konuşmalarına, coşkularına yansıyor ve
memnuniyetleri. Türkiye’de katıldıkları festivallerden,
Alaçatı’dan, Denizli’den bu yıl katıldıkları İzmir Şenliği,
Çorlu Festivali, Tekirdağ, Edirne, İstanbul turnelerinden,
başarılarından aldıkları ödüllerden, adeta birbirleriyle
yarışırcasına, heyecanla söz ediyorlar. Bir hareketlilik, bir
canlılık, bir keyif var Prizrenli tiyatrocularda. Kimi zaman da
içinde bulundukları genel duruma göndermeler, ironik yaklaşımlar,
kimi zaman da hüzün var. Bu karmaşık duygular, tiyatronun
geçmişine ilişkin bilgilere ve birikime geçildiğinde yerini
dinginliğe bırakıyor. Bazen Etem Kazaz, bazen Nafiz Gürcüali,
gençler de, emektarlardan edindikleri bilgilerle tiyatronun
çocukluktan olgunluğa geçiş sürecini anlatıyorlar. Prizren’de
Türk Tiyatrosu birikiminin eskilere dayandığını, bu birikimin
mirasıyla bugüne geldiklerini ifade ediyorlar.
Prizren’de tiyatronun
kaynağı geleneksel tiyatromuzla, Ortaoyunu, Karagöz-Hacivat ve
bunlarla ilgili sokaklarda ve mahallelerde sergilenen oyunlara
dayanıyor. 1935 yılında Dr. Durmuş Selina’nın Karagöz-Hacivat
fıkralarını oyunlaştırıp Gayret Kulübü’nün bir şenlik
toplantısında sahnelemesiyle başlıyor. Durmuş Selina’nın bu
dramatizasyondan sonra yazdığı Büyük Kapı Kızı, Niçin Annem
Halamı Sevmiyor, Bir Gözlü Anne ve ardından Aziz Baş’ın
Mukadderat, İki Ayağı Bir Pabuçta gibi oyunlarla Prizren’de Türk
Tiyatrosu’nun temelleri atılıyor. Savaş sırasında duraklama
dönemi geçiren Prizren Türk tiyatro hareketi, 1951 yılında
Sırbistan’da yaşayan Türk halkının kendi dilinde eğitim görme ve
kendi kültürünü yaşatma hakkı iade edilince Prizren’de, “Doğru
Yol Sendika Kültür ve Güzel Sanatlar Derneği” kurulmasıyla daha
bir güçleniyor. TürkTiyatrosu 1968 yılında Prizren Kültür
Evi’nde çalışmalarına başlıyor. Ancak çalışmaları kimi zaman
kesintiye uğrayarak, kimi zaman duraklamalarla 1978’e dek devam
ediyor.
1978 yılından itibaren de
düzenli olarak Prizren Kültür Evi’nde çalışmalarını sürdürüyor
Türk Tiyatrosu. 1944 yılında tiyatro sanatçılarının ve tiyatro
severlerin kurdukları Rumeli Türk Tiyatro Sanatçıları Derneği ve
tiyatrocuların desteği ve Prizren Kültür Evi’nin onayı ile
emektar üyelerden Nafiz Gürcüali’nin adı tiyatroya veriliyor ve
“Nafiz Gürcüali Türk Tiyatrosu” adıyla anılmaya başlanıyor
1996’dan itibaren.
Son 25 yılda üyeleri
tarafından büyük atılımlar yaptığı ifade edilen Nafiz Gürcüali
Türk Tiyatrosu’nun amacı şöyle belirlenmiş:Türk kültürünü
koruyup yaşatmak ve tiyatro sanatıyla Kosova Türk halkının
varlığını odaklamak. Bunu yaparken temel amaç; genelde sanat ve
toplum, özelde tiyatro konusunda az çok bilgi sahibi olan aydın
insanın yetişmesine, olanaklar ölçüsünde katkıda bulunmak, buna
bağlı olarak tiyatroya bilinçli seyirci kazandırmak. Bu amaç
doğrultusunda çok sayıda oyun sergileyen Nafiz Gürcüali Türk
Tiyatrosu’na tiyatronun çeşitli alanlarında emeği geçen bir çok
insan var. Yazarlık alanında, Dr. Durmuş Selina, Aziz Buş, Hasan
Mercan, Agim Rıfat, Etem Kazaz, oyunculuk alanında; AzizBuş,
Hüda Leskovaçlı, Cemal Kılıç, Muhammed Şerif, Suphiye Matroni,
Hamdiye Poils, Reşat Leskovçalı, Kazime Leskovçalı, İsa Şimşek,
Şaban Topko, Refet Kiser, ZekirSipahi, Faik Emruş, İrfan
Şekerci, İskender Mazbey, Şemsi Meciyan, Enver Baki ve
diğerleri, yeni jenerasyondan Nafiz Gürcüali, BekirHocalar, Raif
Buş, Mehmet Bütüç, Etem Kazaz, Daver Kaçka, Zekeriya Hocalar,
Ariyeta Biliban, Kadriye İmam, Leonida Çika ve diğerleri.
Günümüzde ise; Bekir Hocalar, Etem Kazaz ve Nafiz Gürcüali’yle
birlikte genç kuşak üyelerinden Deniz Dadale, Asim Mangovci ve
Hayrullah Şkurtak, yönetmenlik alanında, Hüda Leskovçalı, Zekir
Sipahi, Nafiz Gürcüali, Raif Buş, Mehmet Bütüç, Etem Kazaz,
Zekeriya Hocalar, tiyatro müziği alanında Hüseyin Kazaz ve Aluş
Nuş gibi isimler sayılabilir.
1978’den günümüze, özellikle
Türk yazarların oyunlarına ağırlık veren Nafiz Gürcüali Türk
Tiyatrosu, örneğin; Kosova Tiyatrolar Festivali’nde, Üçüncülük
Ödülü, En İyi Dekor, En İyi Kostüm ve En İyi İki Oyuncu Ödülü’nü
alan Hasan Mercan’ın yazdığı, Cemail Maksut’un yönettiği
Değirmende (1978), Nazım Hikmet’in yazıp ZekirSipahi’nin
yönettiği, yine Kosova Tiyatrolar Festivali’nde Üçüncülük Ödülü
alan Enayi (1979), Haldun Taner’in yazıp, ZekirSipahi’nin
yönettiği, Kosova Tiyatrolar Festivali’nde birincilik, Sırbistan
Cumhuriyeti Tiyatrolar Festivali’nde En İyi Yönetmenlik Ödülü,
Yugoslavya Tiyatroları Dram Festivali Yarışması’nda En İyi Oyun
Ödülü alan Keşanlı Ali Destanı (1981),Turhan Selçuk’un yazıp,
Zekir Sipahi’nin yönettiği, Kosova Tiyatrolar Festivali ve
Sırbistan Cumhuriyeti Tiyatrolar Festivali’nde II. En İyi Oyun
Ödülü alan Abdülcanbaz, Turgut Özakman’ın yazıp, Nafiz
Gürcüali’nin yönettiği AhŞu Gençler (1993), Ferhan Şensoy’un
yazıp, Nafiz Gürcüali ve MehmetBütüç’ün yönettiği Hayrola
Karyola (1994), Yılmaz Erdoğan’ın yazıp, EtemKazaz’ın yönettiği
Kadınlık Bizde Kalsın (1997), Etem Kazaz’ın yazıp, Nafiz
Gürcüali’nin yönettiği Mars 2 (1998), Davit Mamet’in yazıp Nafiz
Gürcüali’nin yönettiği ve Kosova Tiyatrolar Yarışması’nda En İyi
Yönetmen, En İyi Oyuncu Ödülü alan Tiyatroda Bir Yaşam gibi
günümüze dek pek çok oyun sahneleniyor. Peter Shaffer’in
Karanlıkta Komedi’siyle, Denizli Uluslararası Amatör Tiyatrolar
Festivali ve Çorlu Festivali’ne katılan Nafiz Gürcüali
TürkTiyatrosu bu yıl da genç üyelerden Deniz Dadale’nin
yönettiği Hababam Sınıfı’yla Çorlu Festivali’ne katılıyor.
Kosova Tiyatrolar Yarışması’nda da aynı oyunla En İyi Oyun, En
İyi Müzik, En İyi 2. Oyuncu ödüllerini de alıyor.
Haziran başında İstanbul,
Edirne, Tekirdağ ve Çorlu Festivali’nde olan ’nı izlemeyi çok
isterdim. Ama Karanlıkta Komedi’yi, görüntü kaydından da olsa
izleyebildim. Kayıt da olsa, Prizren’li genç tiyatro
yolcularının coşkusunu ve tiyatro sevgisini hissettim.
Balkanlar’da Makedonya ve
Kosova örneğinde olduğu gibi, “Azınlık” ya da “Öteki” olmak ve
var olmaya çalışmak, hele tiyatro yapmak hiç de kolay değil.
Azınlık konumundaki tiyatro topluluklarından ikisi Üsküp’teki
Üsküp Türk Tiyatrosu ve Rum Tiyatrosu Prizren’de ise Nafiz
Gürcüali Türk Tiyatrosu.Kuşkusuz her iki azınlığın da, kendine
özgü sorunları olduğu gibi, ortak sorunları da var. Türkler,
parlak tarihsel geçmişine karşın, 20. yüzyılın başından bu yana
yaşanan siyasal ve toplumsal süreç içine giderek azınlık
konumuna düşmüş. Rumlar ise tarihin her döneminde “öteki” olarak
kabul edilip dışlanmış bir azınlık. Doksanlı yıllardan
başlayarak hızlanan çöküş ve dış güçlerden kaynaklanan
tahriklerin tarihten gelen nefretle karışmasının getirdiği
savaşlar ve ardından gelen siyasal belirsizlik ve bozulmuş
dengelerden en çok etkilenenler de yine azınlık konumundaki
topluluklar.Dolayısıyla Üsküp’te onurluca ve özveriyle tiyatroda
yeni yollar arayan ve Türk Tiyatrosu’nu gönülden sahiplenen
Üsküp TürkTiyatrosu’nu, yalnızca özgürce yaşayabilecekleri bir
toprak ve mavi bir gökyüzü altında, hor görülmeden yaşamak
isteyen Romlar için, amatörce tiyatro uğraşısını sürdüren Rom
Tiyatrosu’nu, Anadolu ve Balkanlar sentezinin o güzel örneği
Prizren’de, siyasal belirsizlik ve sıkıntılar içinde var olmaya
çalışan Nafiz Gürcüali Türk Tiyatrosu’nu daha yakından tanıdığım
için çok mutluyum. Gönlüm onlarla birlikte. Arada sınırlar olsa
da. Bu hiç önemli değil. Çünkü biliyorum ki, Makedonya ve
Kosova’da da güneş Türkiye’deki gibi parlıyor!..
Doç. Dr. Nurhan TEKEREK,
Süleyman Demirel Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi,
İstanbul Yolu Üzeri, 32100-ISPARTA, Tel: 0 542 2938303, e-mail:
sdu@ edu.tr, nurhan_tekerek@yahoo. com
KAYNAKÇA
–Ahmet VAROL, “Kosova Dramı”,
Vahdet Dergisi
–Balkanlar, Çukurova
Üniversitesi, Stratejik Araştırma Merkezi
–Bülent FİDAN, http://www.prizrenliler.
org/Prizren. html