BALKANLARDA TÜRK KÜLTÜRÜ DERGİSİ 55.Sayısı

Recep Küpçü’yü 26 yıl önce yitirdik

(İçindekiler kısmına dönmek için buraya tıklayınız)

 


Bulgaristan’ın Filibe (Plovdiv) yakınlarındaki Kuklen Köyü’nde doğdu. Ortaokulu bitirdikten sonra Kırcaali Türk Pedagoji Okulu’na devama başladı ve Razgrat Türk Pedagojisi’nde tamamladı. Kısa bir süre Sofya Üniversitesi’nin Türk Filolojisi bölümüne devam etti, fakat bazı nedenler yüzünden tahsilini bitiremedi.

Öğretmen oldu. Bir süre Yeni Işık Gazetesi’nin sancak muhabirliğini yaptı ise de gazetecilerle yıldızı barışmadı. Bir gün denizde bir Türk çocuğunun bir Bulgar çocuğunu boğulmaktan kurtarması olayı üstüne yazdığı bir muhabere, baş redaktörün, “Hayır, Türk çocuğu,Bulgar çocuğunu değil, Bulgar çocuğu Türk çocuğunu kurtarmıştır, bu böyle olmaz...” diye ayak diremesi üzerine Recep’e karşı kötü bir tutum başladı ve şairin abartmalara karşı, yalan ve sahtekarlıklara, gerçeği ters göstermelere düşman kesilmesi sonucu neden sonra görevinden azledildi.

İşsiz kaldı uzun süre. Bir aralık Burgaz’da bir sabun fabrikasında çalışmaya başladı ise de orada da tutunamadı. İlerici görüşleri ve aydın düşünceleri yüzünden 26 Nisan 1976 tarihinde bilinmeyen kişiler tarafından Varna şehrinde ölümüne gidildi. Mezarı Burgaz’dadır...

Son elli yıl içinde,Bulgaristan Türk edebiyatının yetiştirdiği parlak simalardan Recep Küpçü, özgün bir şairdir. Şiirlerinin temel dokusu, Türk halkına yapılan hakaretlerin son noktasına geldiğini duyurmak, insan haklarını savunmak, uluslararası platformda barış ve kardeşliktir. O, edebiyata yeni hisler getirdi, aklın nefretten üstün olduğunu gösterdi. İnsan onurunu ayaklar altına alan totaliter rejimin Bulgaristan Türklerine nelere mal olduğunu sergiledi. Yeni nesli sürekli olarak uyanık tuttu.

Recep, ilk yıllarda Türklere karşı ılımlı davranan, aslında ise arkasında ölümcül hançerler gizleyen totaliter rejim kafalarının tutarsızlıklarını, düzensizliklerini, uyduruklarını, ilk sezenlerdendir. O, sanatın gücüyle türlü imajlar kullanarak, karaya ak demek isteyenlerin kötü niyetlerini açığa vurdu, attığı taşlarla birçok başlar yarıldı.

Recep’in yürüdüğü yol engebeli ve dikti. Uzaklarda mor mor görünen bir dağ zirvesi vardı ki, mutlaka aşılmalıydı. Şairin dediğince yürümek, yılmadan yürümek gerekliydi. Recep, Hasbihal şiirinde, gerçek bir insan kalbi taşıyanları bu yolu yürümeye davet eder. Onlara güvence verir. Susuzlara su, açlara fındık, çilek vaat eder. Bazen çocuksu hayallerle yaşar. Güzelliklerin uzağı güzeldir şairin görüşünde.

Küpçü’nün iyiliğe, güzele olan bu inancı didik didik parçalanmak istendi, fakat olmadı. Recep vurdu ağır yılları sırtına ve arkadaşlarını da arkasına takarak yürüdü ve yürüdükçe gönlü açıldı. En sönük kalplerde bile sevgi olduğunu gördü. Bu inancı alevlendirdi ve hayattaki doğruları gösterdi.

Yaşamanın en yüce anlamı fakat

İnsanlığı yitirmemek elden...

Recep Küpçü, düşüncelerinde özgür, güzelliği savunma yeteneği olan bir şairdir ki, gösterilen yere gitmez, kendi isteğiyle koyulur yola ve bilmediği yerlere doğru yürür, hem de pusulasız, görüp öğrenmek, yorulmak sevdasıyla...

İşine kimsenin karışmasını istemez, nereye gittiğini bilir...

Recep Küpçü, herhangi bir ekolden öğrenmiş olan bir şair değildir, o kendi ekolünü kendisi kurdu. Milli şuur onun yoluna ışık saçan meşalelerden biri, belki de en önemlisidir. Onun bu görüşlerinde, bir milleti kendisinden başka kimsenin düşünemeyeceği inancı yatar. O, küllenen gerçekleri ocağı eşeleyerek bulup ortaya çıkardı.

Bence, onun şiirlerinin nüvesini belki, Türkleri ve Türk dünyasını savunması, Türklüğümüzü bayraklaştırması oluşturur. Sadece sözler değil, bunu özü ile de göstermiştir. İnce duyguların, nükteli sözlerin adaletçi gerçeğin şairi olan Recep’in şiirlerinde ilk göze çarpan şey, şairin milli ruhu ve anavatana olan özlemdir. Bu iki kavram onda öylesine birbirine örülmüştür ki, ayırmak mümkün değildir. Onun şiir anlayışını ve dünya görüşünü genellikle bu iki etken belirlemektedir. Diğer şairlerin dolaylı yollarla söylemeye çalıştıkları gerçekleri Recep Küpçü hiç korkmadan doğrudan doğruya ve öz olarak söyler...

Recep Küpçü, edebi yaratıcılığına daha öğrenci sıralarında başlamış ve hayatının sonuna kadar sürdürmüştür. Şiirlerinde söz oyunu yapmaz, içerimi kafiyeye kurban etmez, dili akıcı ve arıdır. Birçok şairlere ve hatta gelecek nesillere örnek olan büyük şiirin örneklerini yazıp göstermiştir. Onun “Ötesi Var”, “Ötesi Düş Değil” şiir kitapları ile iki de Bulgarca kitabı basıldı. 1994 Nisan ayında İstanbul Boğaziçi Yayınları onun “Değişik Şiirler” başlığı altında yeni bir şiir kitabını yayımladı. Bu nedenle de İstanbul’da büyük bir Recep Küpçü’yü Anma Sempozyumu düzenledi.

Yukarıda saydıklarımızdan başka Recep Küpçü’nün henüz basılmamış bir romanı, birkaç eseri ve yayımlanmamış daha bir çok şiirleri vardır. Recep hem şiiri, hem kültürü, hem adaleti ve hem de Türklüğü ile büyük özgün bir şairdir. Merhum edebiyat hocamız Doç.Dr. Rıza Mollaoğlu, Recep’in ölümü münasebetiyle Küpçü ailesine yazdığı başsağlığı mesajında şöyle der: “Recep, bizim yerli Bulgaristan Türk Kültürü ve Sanat hayatına düşen bir ışıktı ve daima arı bir ışık kalacaktır.”

Niyazi H. Bahtiyar

Türkçe şiir kitapları:

1-Ötesi Var, Narodna Prosveta Yayınevi, Sofya 1963.

2-Ötesi Düş Değil, Narodna Prosveta Yayınevi, Sofya 1967.

3-Değişik Şiirler, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1994.

 

Kaynakça

1-Yeni Hayat Dergisi, Eylül 1963, Sayı 9, Sayfa 14, Sofya.

2-Türk Edebiyatı Dergisi, Yıl 22, Sayı 240, Haziran 1994, Sayfa 50-51’de Niyazi Hüseyin Bahtiyar’ın kaleminden “Gücümüzü Bayraklaştıran Bir Şair:Recep Küpçü.”

3-Balkan Türklerinin Sesi Dergisi, Özel Recep Küpçü Sayısı, Nisan 1991, İstanbul.

4-Balkanlar’da Türk Kültürü Dergisi, Yıl 4, Sayı 11, Sayfa 10-12 (Nisan,Mayıs,Haziran)Sene 1994

5-İbrahim Tatarlı, Antologiya, Sayfa 167-169, Narodna Prosveta Yayınevi, Sofya 1960.

 

 

 

Muhacir diye küçümsenenler,tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar,yani "Düşmanla sonuna kadar dövüşenler"  çekilen ordunun ri'cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak,çekilmek nedir bilmeyenlerdir.Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır.
17.01.1931  M.Kemal Atatürk
 

 

 

.

2005-Bal-Göç web sitesi tasarımı:Erdinç Kahraman