İsmail
BIÇAKÇIOĞLU
Filibe, Bulgaristan’ın başkenti Sofya’dan
120 km. güneydoğusunda yer almış olup, ülkenin ikinci büyük
şehridir.
Yunanca’da bu yerin adı Philip şehri
anlamına gelen Philippopolis, Bulgarca’da ise Plovdiv adı
verilmektedir. Meriç kıyısında, 380 bin nüfuslu olan bu kent,
eski semtleriyle ünlüdür. Filibe, bir tarım kenti olup pirinç,
şeker pancarı, şarap, tütün, pamuk, sebze, meyve ve sanayi
ürünlerinin merkezidir.
Eski Traklar tarafından Pulpudava adıyla
kurulan kent, Makedonya kralı Filip’in eline geçtikten sonra
Filipopolis, Romalıların hakimiyetinde ise Trimontsiyum
adlarıyla anılmıştır.
Ortaçağlar boyunca sırasıyla Got (251),
Hun, Bulgar (10. yüzyıl) ve 1189’da Bizans’ın akımlarına uğradı.
Önce Bulgarlar’ın, sonra da Bizans’ın egemenliğinde kaldı. 1390
yılında Osmanlı topraklarına katılınca, Filibe adını alan şehir,
beş yüzyıla yakın bir süre için Türk yönetiminde kalarak
bayındır duruma getirildi ve hızla gelişti.
1878 Berlin Antlaşması gereğince kurulan
özerk Doğu Rumeli vilayetinin mümtaz eyaletinin merkezi oldu. Ve
ardından da 1885 tarihinde Bulgaristan’a bağlandı.
Osmanlı yönetiminde, Rumeli’deki ünlü
bender şehirlerden biri idi. Diğerleri: Edirne, Sofya, Üsküp,
Serez, Yenişehir, Selanik, Bosnasaray, Belgrat ve Budin’dir.
Burası Evliya Çelebi’nin ifadesiyle “Dokuz
adet, yamru yumru boz kayalık tepeler üzerine, dereler arasına
kurulmuştur. Uleması, meşayihi, kadıları, şairleri çoktur. Ayan
elbise-i fahire giyerler, halkın orta halli olanları akça gökçe,
fakat pakça elbise giyerler” diyor.
Filibe’nin hızla kalkındığı ve şehrin
Türkleştiği anlaşılıyor. Kayıtlara göre, Fatih Sultan Mehmet,
İsfendiyaroğullarını buraya yerleştirdi. Aşık Paşazade,
Saruhanoğullarının buraya iskan edildiğini söyler. Yine
Evliya’nın 17. yüzyılda verdiği şu rakamlara bir göz atmak bunu
ispata yeter: Şehirde 53 cami, 70 okul, 9 medrese, 7
daru-ülkurra, 11 tekke, 8 hamam, 9 han, kervansaray vb. vardır.
Günümüzde hâlâ ayakta duran ve XV. yüzyılda
İkinci Sultan Murat tarafından yaptırılan Muradiye Camii’ne,
Ulucami denildiği gibi, halk tarafından Cumacamii diye de
adlandırılmaktadır. (Res.1) Zamanla bakımsız ve harap dönemler
geçiren bu cami, dokuz kubbeli olup, ayakta kalabilen Türk
anıtlarından biridir. Minaresi tek şerefeli bir şaheserdir.
(Res.2), 1199 hicri, 1787 tarihinde Birinci Abdülhamit
tarafından onarılmıştır. Res.3 ve 4).
Onarım tarihini gösteren kitabe şöyledir:
Karın-Hak Hazret-i Sultan Murad
Bu zima ma’bedi pürnür etmiş Filibe’de
bünyad
Olup ezman-ı mürür ile binası münhedim
Cümle yeniden kıldı ihya şehriyar-ı mekreme
mutad
Eden tecdidini, azif beyan-ı tarih baba
abad
Bu ra’na camii Abdülhamid Han etti nav aba
1199 (1787)
Filibe’de önemli Türk-İslam anıtlarından
biri de Vezir Şehabeddin Paşa Camii’dir. Yapı 1442 yılında, altı
kubbeli olarak yapılmıştır. (Res.5) Diğer kubbeli bir türbe de
Paşa’nın oğluna aittir. Her ikisi de durmaktadır. Caminin yan
tarafında büyük bir imaret vardır. Mihrabı, minberi, minaresi
Türk sanat tarihinin eşsiz bir sanat örneğidir. Kıble kapısı
üzerindeki celi hatla yazılı tarihi şudur:
Tekkabel ya kadime ihsan
(Ey ihsanı eskiden beri bol olan, sen kabul
et, demektir.)
Bu değerli ve tarihi cami, Bulgaristan’da
komünist rejimi süresince yöneticiler tarafından ibadete ve
ziyaretçilere kapatılmış, ancak 1990’dan sonra tekrar ibadete
açılmasına izin verilmiştir.
Yukarıda isimlerini verdiğimiz iki tarihi
eserden başka geçmişte var olan, günümüzde yok olan bazı ünlü
camilerin isimlerini sayabiliriz: Yeşiloğlu Camii, Anber Kadı
Camii, Koruağası Camii, Köprübaşı Camii, Tabaklariçi Camii,
Uğraş Camii, Emir Şeyh Camii, atalarımızın izlerini taşıyan
meşhur camilerdendi. Şehabeddin Paşa, Karagöz Paşa medreseleri
vardı. Şehabeddin paşa’nın bir hanı, bir de hamamı vardı.
93 Harbi dediğimiz 1877-1878’de burada otuz
cami yok edilmiştir!
Osmanlı şehir ve kasabalarının birçok
yerinde olduğu gibi Filibe’de de görkemli bir saat kulesi vardır.
Tepe üzerindeki saat kulesi 1935 yıllarında yangın kulesi olarak
kullanılırdı. Giriş kapısı üzerindeki kitabe şöyledir:
“Barekallah işbu saat oldu tecdiden bina
Say olundu himmetiyle bi kusur itmamına
Aferin olsun hele üsdadına şad aferin
Böyle bir kuleyi saat yaptı resmin hüb eda
Say edince seyyide itmanına tarih dedim
Bin iki yüz yirmi yedi bu saat bina
1227 (1811)
Filibe’nin vakıfları çok zengindi. Okul
öğrencilerine her ders yılı başında, bayramlarda elbise
verilirdi. İsfendiyaroğulları Vakıfları çok zengindi. Aşağı
çarşıdaki Dede Mektebinin kapısı üzerindeki tarih şöyledir:
Ruh-u kudus kasdedip tarih ana
Dedi tarihin Bekir / Hayrun cemil)
893 /1487/
Yukarıda da belirttiğim gibi bugün
Bulgaristan’ın ikinci büyük kenti olan Filibe, uzun geçmişinde
İslam-Türk kültürüne büyük hizmetler sunmuştur. Burada birçok
alimler, şairler yetişmiştir. Abdülvasi Alisi denen Ali Çelebi,
ünlü Kalile ve Dimne’yi dilimize çevirerek Hümayunname adıyla
Türkçe’ye güzel bir eser kazandırdı. Onun bu hizmeti takdir
edilerek Bursa’ya kadı tayin edildi. Baba Çelebi diye anılan
Filibeli Hoca Rızai hem şair, hem de hattattı.
Filibe, Türk toplumunun uyanmasında önemli
katkılarda bulunmuş olan bir diğer ünlümüz de müftü Sadeddin
Efendidir. Devrin son büyüklerinden biridir.
KAYNAKLAR:
1.Vakıflar Arşiv ve Neşriyat Müd. Müceddet
Rumeli Defteri, No.988, s.51-64.
2.Evliya Çelebi Seyahatnamesi Cilt 3,
s.382.