| Türkiye'de Kayseri Demiryolları'nda çalışan Ömer
Tural uzun bir arayışın ardından dedesinin vasiyeti
üzerine Bulgaristan'daki akrabalarını buldu. Kökeni
Silistra'ya bağlı Zaritsa (Kamerler) köyüne dayanan
Tural'ın bu keşfi köylüleri hayran bıraktı. Kendisi bu
olayı hem enteresan, hem inanılmaz, hem de biraz buruk
olarak değerlendirmeden geçemiyor.
‘Belki daha önce gelebilseydim hayatta olan daha
fazla akrabalarımı görebilirdim’ diyerek neden biraz da
buruk karşıladığını izah ediyor. Türkiye'den kendi
yakınlarını aramaya babalarından öğrendiği üç isimle
gelen memur Ömer Bey, bunların köyün ismi, dedesinin
kardeşi ve yeğeni olan Süleyman ve Recep isimleri
olduğunu söylüyor.
Bildiği sadece bu olsa da içinde yanan ateş onu daha
önceden ayak basmadığı yerlere 'belki bir iz bulurum'
diye sevkediyor. Ömer Bey'in tarihi bir kez daha
kurcalayan akrabalık araştırmasını bir masal gibi
anlatırken heyecanına hakim olamıyor. Soluk alır almaz
hemen dalıyor sohbete.
Tarihin bir cilvesi
1957 Türkiye doğumlu Ömer Tural'ın Ömer dedesi 1936
yılında bir göç esnasında Sivas'ın Gemerek ilçesi
Karagöl köyüne yerleşir. Kardeşi Süleyman Berber
Bulgaristan'da kalsa da onu zaman zaman ziyarete gider,
devamlı mektuplaşırlar. Fakat zamanla gönderilen
mektuplar ulaşmaz olur. O zamanki rejim o dönemde
enformasyon karanlığı oluşturarak siyasetin başka bir
boyutunu uygular. Bu durumdan kendileri çok mağdur
kalır, zira artık gelip gidemez ve haberleşemez olurlar.
Bundan sonra da ne çocuklarından, ne de kimin nerede, ne
yaptıklarından haberleri olur. Böylece Turalı ailesi
için Bulgaristan kapısı tamamen kapanıvermiş.
Kitaplarla başlayan arayış
Ömer Tural iki yıl önce hem eski yerlerini görmek,
hem de kalan akrabalarını bulmak için ciddi bir
araştırmaya koyulur. Bu konu kendisini devamlı kurcalar,
rahat bırakmaz. Balkan ve göçmen derneklerinden ve daha
sonra tanıştığı milletvekillerinden Silistra yöresi
hakkında bilgi edinir. Göç hadiseleriyle ilgili
kütüphaneleri didik didik araştırır, bulabildiği
kitapları noktasına kadar inceler. Enbiya Ulusoy'un
'Deliorman' kitabını ve 'Bulgaristan Türkleri' gibi
birçok eseri okur. Yaptığı araştırmalardan dedelerinin
soyu Konya Karamanoğulları'na dayandığını bile keşfeder.
Nihayet belirli bir malumat sahibi olabildikten sonra
Demir Baba Tekkesi töreni sırasında İsperih'e bağlı
Sveştari köyüne gelir. Onun burada insanlara sorduğu tek
bir şey var; Kamerler köyünün nerede olduğudur. Bazıları
aradığı eski köyün Kemallar olabileceğini söyleseler de
o Kamerler isminde diretir. Kimse Kamerler'in nerede
olduğunu bilmediği için kısa bir hayal kırıklılığı
geçirse de, Tural bu köyün Bulgarcası olan Zaritsa'dan
bahseder. O zaman önüne bir harita getirilerek nihayet
hayallerine girdiği Zaritsa bulunur.
Köyde berber torunlarını sorar
Dedesinin köyüne varır varmaz cami avlusunun yanında
oturan Mehmet amcaya kendisinin Türkiyeli olduğunu ve
buraya akrabalarını aramaya geldiğini, dedesinin ise
buradan olduğunu ve berber Süleyman'ın torunlarını
aradığını söyler. Mehmet amca, köyün önde gelen
aydınlarından olduğu için hemen kimden ve neden
bahsetttğini anlar. Ona berber Süleyman'ın torunlarından
Sema Beyin evini gösterir. Daha sonra Sema ve Süleyman
kardeşlerle görüşen Tural, kim olduğunu söyler. Yakın
akrabaların hepsi şok olmuştur. Kimse bunca aradan sonra
birinin bu şekilde ayaklarına kadar geleceğini
beklememektedir. Vakit dardır, Ömer Bey bir saat içinde
Türkiye'den geldiği kafileyle dönmek zorundadır. Ama
tekrar geleceğine dair söz verir. Daha sonra Türkiye'de
vize işlemlerinden dolayı Bulgaristan'a gelmesi gecikir,
bir an önce gelemediği için de uykuları kaçar.
Rüyalarında bile hep buraları görür.
Sonunda hasret bitiyor
Nihayet 5 ay sonra tekrar geldiğinde artık hasretin
yaktığı ateşe su serpilmiştir. Kendisinin tabiriyle
'düğüm çözer gibi' akrabalık bağlarını çözen Ömer Tural
‘Buraya gelirken nelerle karşılaşacağımı bilmiyordum.
İçimdeki heyecan bir hayli fazlaydı. Yolda hep dualar
ettim’ diyerek hislerine tercüme oluyor. Özellikle
yaşlılardan edindiği değerli bilgiler sayesinde
akrabalık soy ağacının unsurlarını bir araya getiren
Ömer Bey ‘Bu kadar rastlantıların sebebini kader deyip
geçiyorum. Bizim için tarihteki olayların bu şekilde
cereyen etmesi belki bizim için daha hayırlı olmuştur"
diyerek manevi bağlarının önemini her gittiği yerde
vurguluyor.
Dedesinin oturduğu evi ve hâlâ ayakta duran su
kuyusunu inceledi
Ömer Tural sadece akrabalırını 40 yıl sonra bulmakla
kalmadı, o Ömer dedesinin yaşadığı ev ve arazisini,
Türkiye'ye göç esnasında sattığı yerin Romence olan
satış belgesini, sahip oldukları yel değirmeninin
bulunduğu yeri, eski evin çekilmiş siyah–beyaz resmini,
hatta dedesinin rüyasında görerek kazdığı su kuyusunu
bile görmeye muvaffak oldu. Tural, edindiği bilgilerden
sonra şunları anlatıyor: ‘Ömer dedem varlıklı biriymiş.
Saat ustası ve değirmene sahip, işveren biriymiş. Hatta
yaşadığı mahallenin ismi bile Ömer Usta Mahallesi diye
ün salmış halk arasında.’
Ortak noktalar
Türkiyeli memur, Zaritsa köyündeki dil şivesini bile
rahat anlamakta, zira Türkiye'deki köyünde de aynı
kelimeleri kullanmaktadırlar. Tarnanın bile aynı burada
olduğu gibi kuru ekmek ve sütle yaptıklarından
bahsediyor. Ömer Tural'nın dikkattini çektiği başka bir
husus ise akrabalarının hepsinin bir yerde, yani köyde
olmasıdır. ‘Ben Türkiye'deki yakınlarımı bulamamanın en
önemli sebebi hepsinin farklı yerlere dağılmalarıdır,
fakat burada olay başka’ diyerek mutluluğunu kelimelere
sığdıramıyor.
Ömer Tural kendisine yardımcı olan milletvekilleri
Hüseyin Kansu, Ali Aydoğmuş ve Ayhan Sefer'e, danışman
Mehmet Serenli'ye ve kendisinin elinden tutan herkese
teşekkürlerini belirtmeyi ihmal etmiyor. |