| Birinci Dünya
Savaşı (1914–1918) sırasında Bulgar–Türk ilişkilerini askeri
açıdan ele alan bir kitap yayınlandı. Gerçeklerin konuştuğu
belgeler araştırılarak hazırlanan Birinci Dünya Savaşı
(1914–1918) Sırasında Bulgar–Türk İlişkileri adlı eser döneme
ışık tutuyor. Söz konusu kitabın sağladığı en büyük katkı, her
iki devletin ordu komutaları arasında askeri işbirliği konusunda
ilk kez çok faydalı belgelere yer vermesi. Kitapta yer alan
belgelerin dört sağlam kaynaktan alındığı bildiriliyor.
Kitabın yazarlarından olan Bulgar
Bilimler Akademisi'ne bağlı Tarih Kurumu bilim adamı Milen
Kumanov, Türk–Bulgar ilişkilerinin bugün böyle iyi düzeyde
bulunması bir rastlantı olmadığını belirtiyor. 'Bizim
tarihbilimimizde bu ilişkilere gerektiği kadar yer verilmiyor ve
bunun sebebi de belge yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.' diyen
Kumanov'a göre, Birinci Dünya Savaşı (BDS) esnasında iki ülke
arasındaki ilişkiler dünya tarihinde olağanüstü bir olay olarak
sayılıyor. Kumanov şöyle devam ediyor: "Bilindiği üzere, Balkan
Savaşlarında Bulgaristan ile o zamanki Osmanlı Devleti
birbiriyle savaş halindedir ve iki yıl sonra bazı sebeplerden
dolayı bu iki devlet müttefik olmuştur. Bu sadece Balkanların
tarihinde değil, dünya tarihinde eşine nadir rastlanan bir
olaydır. Almanlarla Fransızlara, İkinci Dünya Savaşı'ndan (İDS)
sonra birbirlerinin aleytarı olmaktan çıkıp dostluğu elde
edebilmeleri için 50 yıl gerekiyordu. Oysa biz, Balkanlar'daki
iki komşu ülke bunu iki yıldan az bir zamanda başarmışız."
Tarihi belgelerden oluşan kitabın
diğer yazarları, eski milletvekili ve şu anda Ayrımcılıktan
Koruma Komisyonu Başkanı olan Kemal Eyüp ve Harp Tarihi
Arşivi'nin eski müdürü İvan Koev. Kemal Eyüp, Balkan Savaşı'ndan
sonra iki ülkenin kendi aralarında hiç savaşmadıklarını
hatırlatıyor. Eyüp, savaştan üç yıl sonra iki devletin
ordularının Dobruca ve Doyran cephelerinde omuz omuza
savaştıklarını belirterek bunun şaşırtıcı bir örnek olduğunun
altını çiziyor. Her iki ordunun da farklı birimleri arasında
belli şüphelerin olmasına rağmen tek emir altında savaştıklarını
belirten Eyüp, Bulgar birimlerinin Türk komutası altında ve Türk
birimlerinin de Bulgar komutası altında savaştığını ve
aralarında hiç çatışma yaşanmadığını dile getiriyor. Eski
milletvekili Kemal Eyüp, Bulgaristan tarihine ait bu dönemin
araştırılmadığını, bu sebepten dolayı da iyi bir ekipte yer
aldığı düşüncesiyle gerçeklerin konuştuğu belgelerden oluşan bir
kitap hazırlamaya giriştiklerini ifade ediyor. Kemal Eyüp,
vardığı sonucu şu sözlerle anlatıyor: "Bu belgeler, şu anda
bazılarının telkin etmeye çalıştıkları gibi nefretin hiç bir
zaman işlemediğini kanıtlamaktadır. Bizler, gelecek nesillere
gerçekleri gün yüzüne olduğu gibi çıkarmakla mükellefiz. Bizim
amacımız Bulgar–Türk ilişkilerini göstermek."
'Balkan savaşlarından sonra biz,
cephenin her iki tarafında da bulunarak, bir daha böyle gergin
ilişki yaşamamışız, belli bir dürüstlük hasıl olmuştur. Bu
dürüst tutumun 'Ad Değişimi Süreci'nde de muhafaza edildi'ğinin
altını çizen Kumanov, Bulgaristan'ın NATO'ya girmesiyle iki ülke
arasındaki ilişkilerin tamamen farklı bir düzeye taşındığını
ifade ediyor.
İki ülkenin komşu olmalarını
belirleyici faktör olarak her zaman dikkate alındığını söyleyen
Kumanov, "Her iki devletin de yöneticilerinin sergiledikleri
olgunluk, aşırı duyguların galip gelmesini önlemiş bulunuyor.
Zira şimdilerde bile farklı duygu ve düşünceler ortaya konuyor.
Her iki devlet de ötekinin iç işlerinde ne gibi gelişmeler
olduğuna karşı ilgisiz kalamaz, çünkü biz komşu ülkeleriz."
diyor.
Belgelerden oluşan bu kitabın
yazarları Türkiye'de de böyle bir kitap yayınlanması girişiminde
bulunmuş, fakat sunulan bu teklife henüz bir cevap gelmemiş.
Kitabın yazarlarına göre, Türkiye'de de böyle bir belgesel
kitabın yayınlanması Türkiye'nin de olaylara bakış açısını
ortaya koyacak.
Kitapta, dönemin Harp Bakanlığı,
faaliyette olan ordu karargahı, Bulgaristan'ın İstanbul'daki
askeri ataşelerin raporları, Sultan V. Mehmet'in imzasını
taşıyan ve Osmanlı Devleti'nin Avusturya ve Macaristan'a
katıldığına dair beyanname ve Bulgaristan'ın savaşa katıldığına
dair Çar Ferdinand tarafından imzalanan beyanname gibi belgeler
yer alıyor. Kitapta, elde edilen 2 binden fazla belgeden iki
yüzden fazlası yer almaktadır.
"Madem Bulgaristan ve Türkiye
hakkında yazıyoruz, kendi belgelerimizi iyi incelemeliyiz.",
diyen Milen Kumanov, "Her zaman olaya tek taraflı baktık. Niçin
korkuyoruz ki? Eğer birileri bir şeyden hoşlanmıyorsa, bu onun
hesabınadır. Fakat biz tarihten külleri değil, ateşi
çıkarmalıyız. Tarihten ders almalıyız, tecrübe edinmeliyiz,
mevcut huzuru gün yüzüne çıkarmalıyız, zira insanlar bunu
istiyor. İnsanlar arasında farklılık yok, farklılıklar
siyasetçiler arasında mevcut. İşte acı gerçek bu." diyor.
Kemal Eyüp şunları aktardı: "Şu ana
kadar, şu veya bu sebepten dolayı, bizim tarihbilimimizde bu
ilişkilere yer ayırma konusunda siyasi irade gösterilmemiştir.
İlk dönemlerde Bulgaristan, özgürlüğüne yeni kavuştuğu için,
malum sebeplerden dolayı bazı endişeler olmuş. Bulgaristan
vatandaşlarının, diğer taraf için de aynısını tahmin ediyorum,
ortak tarihimizi Avrupalı bilginlerin yazdıklarından
öğrenmelerini normal bulmuyorum, zira onlar bizim ne halk
bilincimizi biliyor ne de ellerinde yeteri derecede belge
mevcut."
Kitabın faydalı yanlarından biri de,
her iki ordudan ödül alan askerlerin isim listesinin
yayınlanması. Bin 138 Türk askeri, Bulgar nişanı ve madalyası,
1913 Bulgar askeri ise Türk madalyası almıştır. Kumanov, bunun
bir rastlantı olmadığını ve bu konuda Kemal Eyüp'ün büyük
katkısının bulunduğunu belirtti. Kemal Eyüp, birçok etnik grubun
yaşadığı bölgede yetişmiş. Bu kitap tarih biliminin müşahhas
ihtiyaçlarına yönelik olmaması, birçok insanın ilgisine
sunulması gerektiğini ve savaşta ödül almış dedeleri olanların
bununla iftihar etmesi gerektiğini belirten Kemal Eyüp, kitabın
tanıtımını yaptığımızda birçok insanın listelerde yakınlarının
adını görünce memnun kaldıklarını söyledi. Kemal Eyüp, ödül
alanlar arasında Balkan Savaşına katılan subayların olduğunu da
belirtiyor. 'Bu durum ne iki ülke arasındaki iyi ilişkilerin
gelişmesine ne de iki ordunun askerleri arasındaki insani
gelişmelere engel olmuştur. "Ebedi dostların olmadığı gibi,
ebedi düşmanlar da yoktur." sözünü hatırlatan Eyüp, sözlerine
şöyle devam ediyor: "Tutrakan'daki ortak mezarlıkta mevcut olan
anıttaki sözler (Eski Türkçe, Bulgarca ve Rumence) ne de haklı
imiş: "Anavatanları için kahramanca canını feda edenlerin şanı
ve şerefi ne büyüktür!" Tutrakan ve Dobriç'de ortak mezarlıklar
bulunuyor. Bu mezarlıklarda aynı dava uğruna savaşıp hayatını
kaybeden dört milletten askerler yatıyor.' İyi ilişkilerin
gelişmesinde Atatürk'ün rolü İki ülke arasındaki iyi ilişkilerin
gelişmesi konusunda muhakkak Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk'in de katkısı büyüktür. Balkan Savaşı'ndan
sonra karşılıklı ilişkilerin zor bir dönemden geçtiğini belirten
Kumanov, tam o esnada Atatürk'ün Askeri Ataşe olarak
Bulgaristan'da 15 ay görev yaptığını söylüyor. Kumanov'a göre,
Atatürk olaylara soyut bakmamış, aynı yolda yürüdüğümüzü, yani
yakınlaşmaya giden yolda olduğumuzu çok daha önceden tahmin
etmiştir. Kumanov'a göre bu yol Balkan halklarının yoludur.
Atatürk'ün, büyüklük ve azametiyle Bulgaristan ve Türkiye'nin
ortak tarihinde gayet etkili olduğunu ifade eden Kemal Eyüp,
onun karşılıklı ilişkilerin gelişmesinde etkin desteğinin
insanlar arasındaki olumlu ilişkilerin bir devamı olduğunu
söylüyor. Eyüp'e göre, farklı tipten insanlar arasında ve farklı
etnik gruplardan ve farklı milletlerden insanlar arasındaki bu
iyi ilişkiler zor anlarda ortaya çıkıyor, savaş ise en sıkıntılı
dönemdir. Bu devamlı tutumu Atatürk'ün iyi ilişkiler ve ortak
etnik model adına yaptığı etkili konuşmalarında da görmek mümkün
olduğunu ifade eden Eyüp, bu iyi ilişkilerden emin olabilmesi
için insanın çok uluslu bölgelere gidip insanların nasıl dostça
yaşadıklarını görmesi gerektiğini söylüyor. İstanbul'daki
Osmanlı arşivini araştıracağız Kemal Eyüp tarihçi olmadığını,
fakat topluma mal olmuş biri olduğunu kaydediyor. Eyüp, yaşlı
anne, babası ve dedesinden Birinci Dünya Savaşı ile ilgili
birçok hikaye dinlediğini ifade ediyor. Milletvekili olduğu
dönemlerde, 6 Eylül'de kutlanan Tutrakan destanı münasebetiyle
düzenlenen resmi törenlerde kendisine bu savaşlarda Türk askeri
bulunup bulunmadığı sorusu yöneltildiğini dile getiriyor. Bu
sorunun kendisini araştırma yapmaya sevkettiğini belirten Eyüp,
Milen Kumanov ile birlikte, belgelerden oluşan bir kitap
yayınlamaya karar verdiklerini anlatıyor. Hatta ilk etapta
Tutrakanlı olup da savaşta hayatını kaybedenleri aramaya
koyulduğunu kaydeden Kemal Eyüp, söz konusu kitabın önceden Türk
tarafıyla birlikte ortaklaşa yayınlanmasını planladıklarını,
fakat bundan bir sonuç elde edilemedeğini söylüyor. Eyüp,
kitabın Türkiye'den de büyük ilgi gördüğünü, ancak kitabı Türkçe
ve İngilizceye tercüme edecek para bulamadıklarını açıklıyor.
Kemal Eyüp: "Ortak tarihimizi aydınlatmak açısından biz kitabın
yazarları, ortak çalışmalarımızı nasıl devam ettirebileceğimiz
konusunda hep fikir yürütüyoruz. Eğer sponsor bulabilir de
İstanbul'daki Osmanlı arşivine girme imkanımız olursa ordaki
belgelerden oluşan bir kitap yayınlama düşüncesindeyiz."
|