|
Türkçe(nin)
mücadele(si)!
Değerli okuyucular bu benim ilk yazdığım
daha uzunca yazım.
Yanlışlarım olabilir beni bağışlayın.
Ana dilini olan o güzelim Türkçesini
yeni bulmuş bir Türk’üm.
O zaman sizden gelen soru şöyle
olabilir: Sen de nasıl bir Türksün?
Anlatayım:
Ben Balkanlarda kalan Osmanlı
torunlardanım. Daha geriye gidersek, 5–6
yüzyılda, buralara Peçenek, Kuman ve
benzeri Türk boylarıyla Balkanlara
Türklük izlerini getirmiş kişilerdeniz…
Mesela Kumanova, Şar, Vardar, Doyuran
olarak bugün bile yaşayan yer adları
bunu size anlatmıyor mu? Ama ben gene
hoşgörü örneği Osmanlıyla övünen
biriyim. Ondaysa övünülecek,
gururlanacak çok şey var!
Yörem Plasnitsa!
Tarihte olan değişikliklerden
Türkiye’den uzak küçük bir yer. Ama her
Türkün kalbinde, Türklük ateşi ondan çok
daha büyük!
Burada Türk’ler, yıllardır birçok
imkânlardan mahrum bırakılmıştır.
Yörenin Türk’lerinin mahrum kaldığı
imkânların başında Türkçe Eğitim
gelmektedir.
Bütün bu zorluklara rağmen tek bir hayal
peşindeydim ben. Hayalim yaşadığım yerde
Türklüğü ve var olan Türk kültürünü hak
ettiği yere yüceltmek. Ama bunları
yapmak için Türkçemi temelden öğrenmem
gerekliydi. Türkçesiz, Türklüğü yaşatmak
mümkün değildi. İlk ve orta öğrenimimi
Makedon dilinde yaptım. Türkçe Eğitim
yoktu! Şartların çok zor olmasına
rağmen, Üniversite Eğitimimi Türkçe
devam ettim. Makedonya’da, Üsküp’te
Türkoloji bölümünü bitirir bitirmez,
tekrar yaşadığım yere döndüm. Dört
senedir Makedonya Cumhuriyetinde 6.000
kişilik nüfusunun % 99’u Müslüman ve
Türk olan yerime! Belediye olmak hakkını
kazanan Plasnitsa’da yasal olarak
Makedonyalı Türklerin milli simgesi Türk
Bayrağı dalgalanmakta! O da sizi
şaşkınlığa uğratmasın: Kırmızı zeminde
beyaz ay-yıldızlı şanlı bayrağımız!
Biz bura Türkleri olarak, ortak simgemiz
bildiğimiz bu bayrağın sürekli olarak
dalgalandığı Makedonya’da iki Türk
belediyesinden biri olan Plasnitsa
Belediyesi’nde, eski adı “Stiv Naumov”
olan, ancak Türklerin isteğiyle yeni adı
“Mustafa Kemal ATATÜRK” İlk Okulunda
sınıf öğretmeni olarak çalışıyorum.
Tabii, bayrağımızı da okulumuzun adını
uzun mücadeleden sonra kazandık. Derler
ya: Hak verilmez, alınır!
Şimdiye kadar yazdıklarım kendimi
tanıtmak ve ya doğum yerimin reklâmını
yapmak için yazmadım.
Türkçemize değer vermeyen, onu kirleten,
düzgün kullanmayan Türk kardeşlerime
mesaj göndermek için yazdım.
Biliyorsunuz Türk Edebiyatının ünlü
şairlerinden Yahya kemal Beyatlı’nın
“Türkçe ağzımda annemin sütüdür” diyerek
yücelttiği, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın
“Türkçe benim ses bayrağım” diyerek hem
yücelttiği hem de kutsallaştırdığı
dilimize, bugün gerekli özeni gösteriyor
muyuz? İnsanlarımızda, bu gün Türkçe
sevgisi, ana dili duygusu dil bilinci ve
duyarlılığı yeterince var mı? Bu
soruların iyice düşünülmesi, sürekli göz
önünde tutulması gerekir.
Ağustos ayında Türk İşbirliği Ve
Kalkınma Ajansı (TİKA)’nın hizmeti olan
Ankara’da TÖMER öğretmen kurslarına
katıldık.
Çeşitli ülkelerden gelen ve Türkçeyi
öğrenmek isteyenler vardı. Amerika’dan
Met arkadaşımız, Kore’den Choi,
Tayvan’dan tatlı yüzlü Buse. Hepsi
Türkçeyi yeni yeni öğrenmeye başlamıştı.
Dersler çok eğlenceli geçiyordu.
Aralarda ben daha da önemli bir durum
gözlemledim. Amerikalı Met arkadaşımız
gurup arkadaşıyla var gücüyle Türkçe
konuşmaya çalışıyordu. Hele hele Koreli
Choi’nin kurduğu güzel tümceleri hiç bir
zaman unutmayacağım. Bu durumda gel de o
güzelim Türkçemle gurur duyma! Peki ya
dışarıda? Ankara’nın sokaklarını
gezerken Türkiye’de bulunduğumu unuttum.
Yazılan afişler, büyük mağazaların,
hatta küçük bakkal dükkânların isimleri
hepsi İngilizce!
Ben kimseye karsı değilim. Elbette dil
bilmek güzel. Atasözümüz ne diyor “Bir
lisan, bir insan!” Çok doğru, ama
anadiliniz olmadan, inanın ki yarım
insan bile etmiyoruz!
Gel gelelim bizim Büyük Fatih’in
torunları, bizim Mehmet’lere.
Amerikalı Met TÖMER’DE Türkçeyi
öğrenirken, bizim Mehmet kardeşimiz var
gücüyle İngilizce öğreniyor. O kadar
hevesli ki İngilizce konuşa konuşa
Türkçesini unutmuş ve ya Türkçe kelime
kullanacağına İngilizce kullanıyor.
Mehmet sadece İngilizce değil bütün
dilleri bilsin, ana dilini unutmasın.
İnsanın yaşamında ve kişilik gelişiminde
anadilinin çok önemli bir yeri vardır.
Yeterli düzeyde ana dili olan kişiler
genellikle daha sağılıklı ilişki
kurarlar. Hayatta daha çok başarılı
olurlar. Kendi dilini iyi bilip önemli
bir yararı da yabancı bir dili öğrenmeyi
kolaylaştırmasıdır. Gerçekten etkili bir
yabancı dil öğrenmenin altyapısını
sağlam bir anadili eğitimidir.
Siz Türkçeyi harcarken, birileri yani
bizler, Türkçe Eğitimi görmek için bir
asırlık mücadele verdik. Bir asır sonra
yine derse girdiğimizde ilk selamı
verebildik anadilimizde. Dahası ana
dilimizin gelişine de selam verebildik.
Makedonya Cumhuriyetinde her iki Türk
Belediyesinde, Türkler Türkçeyi yeni
yeni öğreniyor. Gidin sorun onlara
Türkçesiz, bayrağınız dalgalanabilir
miydi? Türkçesiz Türklüğü koruyabilir
miydiler bugüne kadar?
Nerede yaşarsanız yaşayın şanlı Türk
bayrağının dalgalanmasını istiyorsanız
“Türkche” değil Türkçe konuşun!
Merita MUSTAFA |