TÜRKİYE’YE GÖÇMEN OLARAK GELENLERİN YERLEŞİMİ
Filiz DOĞANAY - Devlet Planlama Teşkilatı
GİRİŞ
Anadolu insanlık tarihinde, iç ve dış göçler sonucu ortaya çıkan önemli uygarlıkların yaşandığı bir coğrafya olarak kabul edilmektedir. Böylesine bir göçmenler kazanı ve uygarlıklar sentezi üzerinde kurulmuş olan devletlerin göçlerle gelen toplumsal, siyasal ve yönetsel sorunlar için çeşitli önlemler aldığı ve çözümler ürettiği bilinmektedir.
Anadolu, özellikle on sekzinci yüzyılın sonundan itibaren belirli aralıklarla yoğunluk kazanarak süregelen dış göç hareketleri ile karşı karşıya kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu ile başlayan ve devletin genişlemesi ve büyümesine yönelik politika olarak teşvik edilen göçler sonucu Anadolu toprakları dışındaki alanlarda önemli sayıda Türkçe konuşan topluluklar iskan edilmiştir. İmparatorluğun zayıflaması ile birlikte Türk ve Müslüman olan halkların bulundukları yerlerden çıkarılması asırlar önceki göçü tersine çevirmiştir.
1923 yılında modern bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti göçmen sorunlarını geçmişinden kalan bir miras olarak devir almış ve yapılan sistematik çalışmalarla sorunun çözümüne yönelik politikalar geliştirilmiş ve uygulamalar yapılmıştır.
Bu bildirde, kapsamı çok geniş olan bu tarihsel olgunun son iki
yüzyıldaki durumu ele alınacak, iç göçler sonucu yaşanan yerleşim sorunlarına
ilişkin olarak yapılan uygulamalar incelenmeye
çalışılacaktır.
GÖÇLER VE GÖÇENLER
Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Dışardan Göç
Edenler
18.yy sonu ve 19.yy başından itibaren Anadolu’ya dışardan göçenler,
Türkçe konuşulan bölgelerden göç etmek zorunda kalanlar ile Osmanlı
İmparatorluğu’nun dağılması sonucu yaşadıkları bölgelerden göç etmek zorunda
bırakılanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
1771 yılında Kırım’da yaşanan nüfusun Osmanlı yanlısı olan kesimi
Rusların silahlı saldırısı nedeniyle topraklarını bırakarak Osmanlı yönetimi
altındaki bölgelere göç etmek durumunda kalmışlardır. Bu olay
Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaştığı ilk dış göç olgusudur.
1788-1792 Osmanlı - Rus - Avusturya Savaşları süresince ve sonrasında da,
Osmanlı topraklarına Kırım, Kazan, Kafkasya ve Özi bölgelerinden kitleler
halinde göçler başlamış ve göç edenlerin sayısı dörtyüzbin kişiye
ulaşmıştır.(Oğuz Arı s.5)
Rusların Azerbaycan’ı da işgali üzerine göçler, İran üzerinden Anadolu’ya
yönelmiş, Kuzey İran’ın işgali sonucu Kafkasya limanlarından yüzbinlerce insan
Osmanlı Devleti tarafından temin edilen deniz araçları ile Trabzon, Samsun,
Sinop ve Varna limanlarına getirilmişlerdir. Kafkasya’dan
yapılan göçler yaklaşık yüzelli yıl boyunca sürmüştür.
Kafkasya’dan gelenler arasında Türkler, Avarlar, Çeçenler ve Çerkezler
vardır. Göçmenler değişik illere iskan edilmişlerdir ve hatta
Halep’e, Ürdün’e kadar gönderilen göçmenlerin olduğuda ileri sürülmektedir.
(Oğuz Arı s.5).
Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmaya başlaması ve 1806 - 1812 Türk- Rus
savaşı sonucu Balkanlarda yaşayan Türklerin çoğu güneye doğru göç etmeye
başlamışlardır. Sayılarının iki yüzbini bulduğu tahmin edilen
göçmenler, başta İstanbul olmak üzere Rumeli’deki kent, kasaba ve köylere
yerleşirken, bir bölümü de İstanbul yolu ile Anadolu’ya göçmüştür.
Osmanlı Devleti bu göçmenlere iyi davranılması ve kolaylık gösterilmesi
için Rumeli ve Anadolu’daki eyaletlere talimatlar göndermiş ise de göçenlerin
düzenli şekilde yerleştirilmeleri sağlanamamıştır. (Özbay -
Balpınar).
1820 yılında Mora Yarımadasında bağımsız bir Yunan Devleti’nin kurulması
ile Osmanlı İmparatorluğu’na yapılan baskılar sonucu bu bölgede yaşayan Türkler
1830 tarihinden itibaren Anadolu’ya göç etmek durumunda kalmışlardır (Özbay
Balpınar).
1854 - 1856 yıları arasında yapılan Kırım Savaşı’ndan sonra samsun Limanı yoluyla yaklaşık altıyüzbin göçmenin Anadolu’ya geldiği bilinmektedir.
1905 - 1908 Rus Devrimi’nden sonra ise Kazan ve Azerbaycan’dan göçler
başlamış, gelenler Amasya ve Kars illerinde yerleşmişlerdir.
1920 yılındaki Sosyalist Devriminden sonra ortadan kaldırılan Kafkas
Cumhuriyeti’nden, Gürcistan’dan ve Ermenistan’dan çok sayıda aile Anadolu’ya
göçederek, Muş ve Kars gibi genelde Doğu Anadolu illeri ile Konya ili civarına
yerleşmişlerdir. (Oğuz Arı s.5).
1912 - 1913 Balkan Savaşı sırasında 1173.52, 1914 -1915 Birinci Dünya
Savaşı sırasında da yaklaşık 120.556 göçmenin Anadolu’ya geldiği tahmin
edilmektedir. Birinci Dünya Savaşına kadar Kafkasya’dan,
Balkanlardan ve Ege adalarından Anadolu’ya gelen göçmenlerin sayısı bir milyonun
üstündedir (Oğuz Arı s.5).
GÖÇMENLERİN
YERLEŞTİRİLMESİ
Yasa ile “İskanı-ı Muhacirin” adı altında kurulan ve göçmenlerin
yerleştirilmesine ilişkin tüm işlemleri yürütmekle sorumlu olan komisyonun adı
daha sonra “Muhacirin ve Aşair Müdiriyeti Umumiyesi” olarak değiştirilmiş ve bu
kurum çalışmalarını Cumhuriyet’e kadar sürdürmüştür (OğuzArı
s.7).
Bu komisyon tarafından çok sayıda göçmen Amasya, Tokat, Sivas, Çankırı,
Adana, Aydın, İçel, Bursa, Adapazarı ve İzmit çevresine yerleştirilmiştir (Özbay
- Balpınar).
Osmanlı Devleti 1877 yılına kadar gelen göçmenlerden yüksek memur, ilmiye
sınıfı mensubu veya zanaatleri ancak kentlerde yapılabilenlere kentelrde
yerleşme izni vermiş, diğerlerinin kent merkezlerinde yerleşmesini
istememiştir. Ancak göçmenlerin sayısının artması sonucu
birçok kunduracı, marangoz, berber ve benzeri küçük esnaf ile kent hayatına ve
ticarete alışmış olan çok sayıdaki göçmen yerleştirildikleri köy ve kasabalara
uyum sağlayamadıkları için kentlere göç etmek zorunda kalmışlardır.Ayrıca
özellikle kırsal kesimdeki yerli halkın tepkisinin giderek büyümesi ve rahatsız
edici boyutlara ulaşması Devleti 1878 yılında yeni bir karar alma gereği ile
karşı karşıya bırakmış ve yayınlanan bir talimatla göçmenlerin kentlerin
çevresine yerleşmelerine izin verilmiştir (Özbay -
Balpınar).
Bu karardan sonra Anadolu kentlerinde kısa bir süre içinde göçmen
mahallesi olgusu ortaya çıkmıştır. Ankara’daki Boşnak,
Eskişehir’deki Tatar mahalleleri bu gelişmenin en iyi örnekleridir.
Göçmen yerleşmelerinin, kırsal kesimde geleneksel Anadolu köy dokusundan,
kentlerde ise mahalle dokusundan kolaylıkla ayırt edilebilmesi, bu yerleşimlerin
en belirgin ortak özellikleridir. Anadolu’da 19.yy ikinci
yarısına kadar süregelen geleneksel dokunun organik görünüşüne karşın göçmen
mahalleleri çok daha düzenli, geometrik bir görünüme sahiptirler. Bu yerleşmeler
çıkartılan yönetmelikler doğrultusunda kamu eliyle yapılan bir plan tipine göre
tümünün birden yapılması şeklinde gerçekleştirilmiştir
(Özbay-Balpınar).
CUMHURİYET
DÖNEMİNDE DIŞARDAN GÖÇ EDENLER
YUNANİSTAN’DAN GÖÇLER
Cumhuriyet döneminin en öenmli ve en yoğun göç hareketi 1922 yılında
imzalanan Lozan Anlaşması hükümleri uyarınca gerçekleştirilen Türk-Yunan
halkları değişimidir. Bu değişim sonucu 100 bin Türkiyeli Rum
Yunanistan’a gitmiş, yaklaşık 100 bin aileye mensup 400 bin Türk’te Anadolu’ya
göç etmiştir (Oğuz Arı s.4). Yunanistan ve Balkanlardan gelen
göçmenlerin malları ve iskanına ilişkin olarak çıkartılmış olan kanunlar
doğrultusunda, “Mübadil” olarak tanımlanan göçmenler
Anadolu’dan Yunanistan’a gönderilen Rumların bıraktıkları evlere,
ticarethanelere ve topraklara mesleklerine göre
yerleştirilmişlerdir. Bu göç hareketi 1949 yılına kadar devam
etmiştir (OğuzArı s.4).
1952 - 1969 yılları arasında da Yunanistan’dan serbest göçmen olarak 7600
aileye mensup 24.625 kişinin geldiği bilinmektedir. Bu
yıllardan sonra Yunanistan’dan aralıklarla 4 aile daha Türkiye’ye göç etmiştir
(Köy Hizm.Env.s.139).
1923 - 1995 yılları arasında Türkiye’ye göç eden nüfusun % 25’i olan,
424.645 kişiyi Yunanistan göçmenleri oluşturmakta olup, bunların büyük çoğunluğu
( % 95 ) mübadil olarak gelen göçmenlerdir (Köy
Hizm.Env.s.139).
* 1925 yılındaki Türk - Bulgar ikamet sözleşmesi ile
1949 yılına kadar 19.833 ailede 75.877 kişi iskanlı, 37.073 ailede 143.121 kişi
serbest göçmen olmak üzere toplam 56.906 ailede 218.998 kişi Türkiye’ye göç
etmiştir (DPT, s.6).
* 1950 - 1952 yılları arasında Bulgaristan’ın tehcir
ve göçe zorlaması sonucu 37.851 aileye mensup olmak üzere 154.393 kişi iskanlı
göçmen olarak Türkiye’ye gelip yerleşmişlerdir (DPT,
s.6).
* 1968 - 1979 yılları arasında da Türkiye-Bulgaristan
Yakın Akraba Göçü Anlaşması çerçevesinde 32.356 aileye mensup 116.521 kişi
Türkiye’ye göç etmiş ve bu göç ile 1950 -52 yılları arasında gelen göçmen
ailelerinden büyük bölümünün Bulgaristan’da kalan yakınlarının Türkiye’ye
serbest göçmen olarak gelmeleri sağlanmış ve böylece parçalanmış ailelerin
birleşmesi gerçekleştirilmiştir (DPT, s.10).
* Bulgaristan’dan son göç hareketi 1989 yılında Türk
kökenli müslüman Bulgar vatandaşlarının, Bulgar hükümeti tarafından Türkiye’ye
göçe zorlanmaları ile başlatılmıştır. Göçmenler kitleler
halinde trenlerle Türk sınırına bırakılmışlardır. Böylece
Türkiye, II nci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da görülen en yoğun ve zorunlu
göç akımını yaklaşık üç aylık bir süre içinde kabul etmek durumunda
kalmıştır. Bu dönemde 64.295 aileye mensup 226.863 kişi
serbest göçmen olarak Türkiye’ye gelmiştir. Bu tarihten
itibaren 1995 yılına kadar da aralıklı olarak gelen serbest göçmenlerin sayısı
27.224 ailede 73.957 kişiye ulaşmıştır (Köy
Hizm.Env.s.138).
Bulgaristan’dan 1950 - 52 yılları arasında gelen ve devlet tarafından
yerleştirildikleri için iskanlı göçmen olarak kabul edilen göçmenler iskan
yasasına göre yapılan planlamalar doğrultusunda ülkenin çeşitli il-ilçe ve
köylerine dağınık veya mahalleler eklenmek suretiyle
yerleştirilmişlerdir.
1950 - 1960 döneminde toplam 35.496 ailenin yerleşiminin sağlandığı
görülmektedir. Bunlardan 25.583 çiftçi ailesinin büyük
çoğunluğunun Adana (1.442 aile), Ankara (1.136 aile), Balıkesir (1.474 aile),
Bursa (2.185 aile), Konya (1.523 aile), Manisa (1.383 aile), Tekirdağ (1.619
aile) illerine, zanaatkar ailelerin çoğu Bursa (1.356 aile), İstanbul (3.100
aile), Eskişehir (1.116 aile), İzmir (1.1160 aile) illerinde yerleşimleri
gerçekleştirilmiştir. İskan için yapılan 36.292 evin 22.761’i
köy tipi; 12.219’u şehir tipi ve 1.312’isi hazır evdir.
Kırsal alanda yerleşmek isteyenler için 13 müstakil köy
kurulmuştur. Evlerin %70’i kırsal alana serpiştirilmek
suretiyle yapılmıştır. % 25’i kentlere eklenen göçmen
mahallelerinde inşa edilmiş olup, % 5’i müstakil köylerde yapılan evleri
kapsamaktadır (Geray, s.54-55).
Bulgaristan’dan 1968 - 1979 yılları arasında gelen göçmenler serbest
göçmen stasüsünde oldukları ve parçalanmış ailelerin birleştirilmesine yönelik
anlaşmalar çerçevesinde Türkiye’ye göç ettikleri için daha önce gelen
akrabalarının bulunduğu il, ilçe ve köylerde kendi olanakları ile
yerleşmişlerdir (DPT s.7).
1989 yılında Bulgaristan’dan gelen serbest göçmenlerin büyük bir bölümü
daha önce Türkiye’ye göç eden akraba veya komşularının yoğun olduğu bölgelere
kendi imkanları ile yerleşirken bir bölümü de devlet tarafından 14 il merkezi
ile 23 ilçe ve beldede göçmen ailelerin parasal katkısı ve borçlandırılması
esasına dayalı bir yöntemle yapılan toplam 21.438 konuta 5 yıllık süreç içinde
yerleşmişlerdir. Sözkonusu konutlar kentlerin dışında siteler
olarak planlanmıştır (Köy Hizm.).
YUGOSLAVYA’DAN GÖÇLER
Yugoslavya’dan Türkiye’ye Cumhuriyet döneminde toplam77.431 ailye mensup
olarak 305.158 kişi göç etmiştir. Bu ailelerden 1950 yılına
kadar gelenlerden 14.494 kişi devlet tarafından iskan edilmiştir.
Ailelerin diğer bölümü serbest göçmen olarak Türkiye’ye yerleşmişlerdir
(Köy Hizm.Env. s.138).
Yugoslavya’dan yapılan göçün Yunanistan ve Bulgaristan’dan olduğu gibi
politik zorlamalardan kaynaklanmadığı, göçün sosyo-ekonomik nedenlere dayandığı
kabul edilmektedir (Arı, s.6).
ROMANYA’DAN GÖÇLER
Romanya’dan 19.865 aileye mensup 79.287 kişi 1923 - 49 yılları arasında
iskanlı göçmen olarak Türkiye’ye gelmiştir. Ayrıca11.280 aileye mensup 43.271
kişide serbest göçmen olarak gelmiş ve daha önce gelen
yakınlarının yerleştiği yerlere yerleşmişlerdir.
DİĞER ÜLKELERDEN GÖÇLER
Cumhuriyet döneminde Anadolu’ya Balkan ülkeleri dışında özellikle,
müslüman olan veya Türk Dil grubuna bağlı olan ülkelerden iskanlı ve serbset
göçmen olarak göç eden ailelerde olmuştur. Örneğin
Türkistan’dan toplam 695 ailede 2.194 nüfus iskanlı, 214 ailede 684 nüfus
serbest göçmen olarak, Afganistan’dan 1.006 ailede 4.163 nüfus iskanlı göçmen
olarak gelmişler ve özellikle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kırsal ve
kentsel kesimde yerleştirilmişlerdir (Köy Hizm.Env. s.
140).
Türkiye’ye son göç 1993 yılında olmuş ve Rusya’da yaşayan 150 Ahıska Türk
ailesi iskanlı göçmen olarak getirilmiştir. Iğdır ilinde
yapılmakta olan konutlara yerleştirilmeleri
planlanmaktadır.
GÖÇMENLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ
Türkiye'ye gelen göçmenlerin yaş, cinsiyet,öğrenim, meslek, anadil, medeni
durumu vb. niteliklerini gösteren istatistik bilgiler yetersiz olup, belli yıl
ve gruplara ait bazı bilgiler toplanabilmektedir.
Örneğin, 1950- 51 yıllarında gelen göçmenlerin büyük çoğunluğunun anadili
Türkçe’dir. Göçmenler, o yıllardaki Türkiye nüfusu
ortalamasından daha yüksek oranda okur-yazar nüfusa sahiptirler.
Özellikle kadınlar arasında oku-yazarlık oranı daha
yaygındır. Göçmen nüfusun % 70’i 45 yaşın altındaki genç
nüfustur. Bu nüfusta, yüksek öğrenim ve mesleki teknik öğrenim gören nüfusun
oranı çok düşüktür, gelenlerin % 85’inin mesleği çiftçiliktir (Geray,
s.24).
1989 yılında Bulgaristan’dan gelen göçmenlerin % 29’unun ilkokul,
%34’ünün ortaokul, % 18’inin Lise, % 2’sinin meslek okulu, % 2’sinin ise yüksek
okul mezunu oldukları ve % 14’ünün eğitimsiz olduğu saptanmıştır (DPT,
s.28).
Bu dönemde gelen Bulgaristan göçmenlerinin mesleklerine bakıldığında
gelenlerin %23’ünün işçi olduğu, bunların % 9’unun tarım, % 5’inin
sanayi ve % 8’inin hizmetler sektöründe çalıştığı
belirlenmiştir. Ayrıca gelenlerin % 18’ini öğrenci, % 13’ünü
de emekliler oluşturmaktadır (DPT, s.30).
1950 yılında Bulgaristan’dan gelen göçmenlerle, 1989’ da gelenlerin
meslekler itibariyle karşılaştırılmasında, çiftçiliğin % 85 oranında olduğu,
1950 yılı göçmenlerinin tarım sektöründen gelmelerine karşın,
son gelen grubun daha farklı özellikler taşıdığı
görülmektedir.
GÖÇMENLERİN TÜRKİYE’DEKİ YAŞAMA UYUMLARI
1923 - 1960’lı yıllara kadar Türkiye’ye gelen göçmenlere, devlet
tarafından uygulanan politikalar doğrultusunda barınma ve iş olanakları
sağlanmıştır. Gelenlerin büyük çoğunluğunun çiftçi olması,
kırsal alana yapılacak yerleşime uyum sağlamaları açısından, iklimin ve
geldikleri yerlerdeki üretim tarzlarının önemini artırmıştır.
Ayrıca göçmenlerin büyük çoğunluğunun il, ilçe ve köylere serpiştirilmek
suretiyle yerleştirilmelerinin, onların sosyal bakımdan çevreye ve topluma
uyması, kaynaşması yönünden daha az sakıncalı olacağı düşünülmüştür (Geray,
s.55). Göçmenlere iş imkanlarının sağlanması ve çalışma şartlarının
iyileştirilmesi amacıyla ayni ve nakdi yardım yapılmış, bu çerçevede çiftçi
ailelere toprak, tohumluk, çevirme ve donatım kredisi, zanaatkar göçmen
ailelerine de konutun yanısıra döner sermaye kredisi verilmiştir (DPT.
s.20).
Göçmenlerin yerleşim programları çerçevesinde tip projeler esas alınarak
planlanan konutlar, ya bu yerleşim için kurulan köylerde ya kentlere veya yerli
köylere eklenen mahallelerde yapılmıştır. Ancak özellikle
kırsal kesimlerde yapılan yerleşmelerin başarılı oldukları söylenemez,
yerleştirilenlerin büyük bölümü iklimsel koşullara uyamamak ya da yerli halkın
gösterdiği tepkiye dayanamayarak büyük kentlere göç etmek zorunda kalmışlar ve
kentlerin dış mahallelerinde yoğunlaşmışlardır. İstanbul’un
Zeytinburnu, Ümraniye, Ankara’nın Telsizler, Altındağ, Ayaş ve Kayaş ilçeleri
ile Bursa, Eskişehir, İzmir illeri bu yoğunlaşmanın tipik merkezleri olmuşlardır
(Özbay - Balpınarı).
Kırsal alanlarda kurulan köylerde bir avlu içine konut ve işletme
binaları yapılmış ve imar planı doğrultusunda ortak kullanım alanları
belirlenmiş okul, cami, köy konağı gibi bazı sosyal tesislerde
kurulmuştur. Tüm bu olanaklara rağmen özellikle Güneydoğu,
Doğu ve İç Anadolu bölgesindeki kırsal yerleşmelerde göçmenlerin büyük bir
bölümü köylerini terk ederek ya da yerli halka satarak, batı bölgelerine
yerleşmeyi tercih etmişlerdir. Ege ve Akdeniz bölgesindeki
kırsal yerleşmelerden göç çok düşük oranda olmuştur. Yerli
halkla olan uyuşmazlık dışında, eğitim ve istihdam sorunlarının çözülemeyişi de
göçmenleri ülke içinde yeniden göçe zorlamıştır.
1980 yılından itibaren göçmenlerin yerleşim ve özellikle konut
sorunlarına daha farklı yaklaşımların olduğu görülmektedir.
Herşeyden önce 2510 sayılı iskan yasasının göçmenlerin ülkede
yerleştirilmesinde yeterli olamadığı kabul edilmiş ve toplu olarak gelen Afganlı
göçmenler, Bulgaristan’dan göçe zorlanarak gelen göçmenler, Birleşik Devletler
Cumhuriyetlerinden getirilen Ahıska Türkleri için ayrı ayrı yasalar çıkarılarak
yerleşim uygulamalarının çerçevesi belirlenmiştir.
Bu doğrultuda yapılan çalışmalar içinde Bulgaristandan 1989 yılında gelen
göçmenler için yapılan uygulamalar farklılık göstermektedir.
Göçmenlerin yerleşim projelerine başlangıçtan itibaren katılımları
sağlanmış ve göçmenler istedikleri yerlerde parasal katılımları ölçüsünde konut
tiplerine sahip olma hakkını kazanmışlardır.
Bu dönemde göçmenlerin konut sorununu toplu konut yaklaşımı ile çözmeyi
amaçlayan projeler üretilmiş ve Anadolu’nun küçük ilçelerinde bile yapılan
uygulamalarda yerleşmeler ya toplu konut alanlarında olmuş ya da bu yerleşmeler
için belirlenen alanlar daha sonra toplu konut alanlarına
dönüştürülmüştür.
GÖÇMENLERİN YERLEŞTİRİLMESİ İLE
İLGİLİ KURUMLAR
İskan hizmetlerinin ilk organizasyonu, 1872 yılında “Muhacirin Komisyon
Alisi” adıyla kurulan bir kuruluş marifetiyle başlatılmıştır.
Zamanla ortaya çıkan ihtiyaç ve talepler doğrultusunda çıkarılan çeşitli
kanunlarla bu kuruluş sırasıyla; “Muhacirin ve Aşair
Müdüriyeti”, “İskan Umum Müdürlüğü”, “Toprak ve İskan İşleri Genel Müdürlüğü”
olarak isim değiştirmiştir. Son olarak 22.05.1985 gün ve 18761 Sayılı Resmi
Gazete’de yayınlanan 3202 Sayılı Kanun’la da Toprak İskan İşleri Genel Müdürlüğü
kaldırılmış, İskan hizmetlerini yürütme görevi, aynı kanunla kurulan Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir.
Cumhuriyet döneminden önce iskan ve göç hareketleriyle ilgili olarak,
ortaya çıkan taleplerin karşılanabilmesi bakımından bir çok mevzuat yürürlüğe
sokulmuş ise de ihtiyacı karşılamaktan uzak
kalmıştır.
Cumhuriyet döneminde iskan hizmetlerinin daha iyi bir şekilde
yapılabilmesi bakımından 21.06.1934 tarihinde 2510 Sayılı İskan Kanunu
çıkarılmış, dağınık olan iskan mevzuatı o zamanki şartlara göre daha iyi bir
hale getirilmiştir. Bu kanunla uzun yıllar değişik ülkelerden
yurdumuza göçmen olarak gelen ailelerin iskanı
sağlanmıştır.
Ayrıca, iskan edilen insanların istek ve ihtiyaçları zaman içinde sık sık
değiştiğinden, değişen bu ihtiyaçların karşılanması için 2510 Sayılı Kanun’a ek
olarak bir çok kanun (15 Adet), Nizamname, Bakanlar Kurulu ve Genelgeler
çıkarılmıştır.
İSKAN UYGULAMALARI
:
TARIMSAL İSKAN
:
ŞEHİRSEL İSKAN (SANAYİ VEYA SANATKAR İSKANI)
:
İskan edilen aileler, kendilerine verilen taşınmaz mallardan (konut,
işletme binası, arsa ve arazi, iş yeri vb.) dolayı, kamulaştırılan veya satın
alınan taşınmaz mallar için kamulaştırma veya satın alma bedelleri, yapı ve
tesisler için maliyet bedelleri, hazine arazisi için rayiç bedelleri üzerinden
borçlandırılırlar.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
ARI, O., Bulgaristan’lı Göçmenlerin İntibakı, 1950-51’de Bursa’ya İstanbul’da İskan Edilenlerin İntibakı İle İlgili Sosyolojik Araştırma, Ankara, 1960, Rekor Matbaası.
GERAY, C., Türkiye’den ve Türkiye’ye Göçler (1023-1963), Türkiye iktisadi Gelişmesi Araştırma Projesi, No:4, Ankara, 1962.
ÖZBAY, F., BALPINAR, H., Türkiye’ye Yapılan Göçler ve Göçmen Olayı Üzerine Araştırma, Öğrenci Çalışması, ODTÜ, Mimarlık Fakültesi, Ankara, 1982.
Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü :
Hizmet Uygulamaları Genel Envanteri, Ankara-1996.
Uygulama Raporları ve Notları.
Devlet Planlama Teşkilatı : Sosyal Planlama Başkanlığı
Hizmete Özel : Bulgaristan’dan Türk Göçleri, Ankara, 1990.
AYRINTILI BİLGİ İÇİN
KAYNAKÇA
BaşvekaletToprak ve İskan İşleri Genel Müdürlüğü,
Toprak-İskan Çalışmaları, Ankara, 1955, 121 Sayfa.
BİLGE, S., “ Türk-Bulgar Göçmen Anlaşmazlığı”,
İnsan Hakları Dergisi, No: 49-50, 1951, s.13.
CEBECİ, A., “Bulgaristan Türkleri”, Türk Kültürü,
Sayı: 69, Temmuz 1968, ss.666-668.
CEBECİ, A., “Bulgaristan’da Türkiye Aleyhine
Yapılan Propaganda”, Türk Kültürü, Sayı : 60, Ekim 1967, ss.
927-929.
CEBECİ, A., “Bulgaristan’da İslam Dinine Yapılan
Baskı”, Türk Kültürü, Sayı:87, Ocak 1970, ss.
209-211.
CEBECİ, A., “Bulgaristan’da Son Gelişmeler ve
Türklere Karşı Uygulanan Politika”, Türk Kültürü, Sayı: 89, mart 1970,
ss.342-345.
CEBECİ, A., “Bulgaristan Türklerinin Göçü
Hakkında”, Türk Kültürü, Sayı: 63, Ocak 1968,
ss.189-193.
Dışişleri Bakanlığı, Konsolosluk ve Muh.Huk.
Dairesi, Göçmen ve Mültecilerle ilgili Mevzuat ve Tatbikat : Kararnameler,
Nizamnameler, Talimatnameler ve Tamimler, Ankara, 1960, 151
Sayfa.
EREN, A.C., Türkiye’de Göç ve Göçmen Meseleleri :
Tanzimat Devri. İlk Kurulan Göçmen Komisyonu, Çıkarılan
Tüzükler, İstanbul, 1966, 119 Sayfa.
Göçmenlere Yardım Derneği, Anayurda Göç, İstanbul,
1967, 42 Sayfa.
Göçmenlere Yardım Derneği, “Bulgaristan Türklerinin
Durumu”, Türk Kültürü, Sayı : 39, Ocak 1966,
ss.288-89.
İstanbul Göçmenlere Yardım Derneği, Dernek Merkez
Yönetim Kurulunun Göçmenlerin Yerleştirilmeleri Hususundaki Düşünce ve
Dilekleri, İstanbul, 1951, 86 Sayfa.
İstanbul Üniversitesi, Bulgaristan Türklerinin Son
Tehçiri ve Türkiye’de İskanı Hakkında Anket, 1957.
KAFLI, K., Türkiye’ye Göçler, İstanbul, 1966, 47
Sayfa.
KAYA, Ş., “Türkiye’nin İskan Siyasetinin Umumi
Hatları Hakkında Kamutaya İzahat”, Ayın Tarihi, Ankara, 1. Kanun 1935, No:24,
ss.29-33.
KAYABALI, İ., Bulgar Türkleri, 1985, Azerbaycan
Kültür Derneği.
KOCACIK, F., “Balkanlardan Anadolu’ya Yönelik
Göçler, (1878-1900), Karşılaştırmalı Yerli ve Göçmen Köyü Monografileri, Doktora
Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Ankara 1978, 266
Sayfa.
MEÇİK, H.A., Bulgaristan Türklerinin Durumu, İzmir,
1984, 47 Sayfa.
ORHONLU, C., “Balkan Türklerinin Durumu”, Türk
Kültürü, Sayı :21, Temmuz 1964, ss.49-60.
PİROĞLU, D., “Bulgaristan’da Yaşayan Türk
Kardeşlerimiz ve Sınırlı Göç Meselesi, Türk Kültürü, Sayı: 75. Ocak1969,
ss.234-243.
Sıhhat ve İçtemai Muavenet Vekaleti, “Romanya ve
Bulgaristan’dan Gelen Göçmenlerin Yedi Vilayete Yerleştirildiklerine Dair
Tebliği (14 Temmuz 1936)”, Ayın Tarihi, Ağustos 1936, No:32,
ss.10-12.
ŞİMŞİR, B., “ Bulgaristan Türkleri”, Türk Dünyası
El Kitabı, TKAE, Ankara 1976, ss.1070-1081.
ŞİMŞİR, B., Rumeli’den Türk Göçleri, Cilt I.
Doksanüç Muhacereti, 1877-1878, Ankara 1968, 819
Sayfa.
ŞİMŞİR, B., Rumeli’den Türk Göçleri, Cilt II. Bir
Geçiş Yılı 1879, Ankara 1970, 832 Sayfa.
ŞİMŞİR, B., Rumeli’den Türk Göçleri, Cilt III.
(1880-1885), (Baskıda).
ŞİMŞİR, B., Türk Basınında Bulgaristan Türkleri :
Zorla Ad Değiştirme Sorunu, Ocak-Nisan 1985, Başbakanlık Basın-Yayın ve
Enformasyon Genel Müdürlüğü, Ankara, 1985.
TANOĞLU, A., “Bulgaristan Türklerinin Son Göç
Hareketi”, İ.Ü.İktisat Fakültesi, Cilt: 14
(1952-1953).
Türk Göçmen ve Mülteciler Dernekleri Federasyonu,
Göçmen Konular -I-, İstanbul 1962, 111 Sayfa.
TKAE, Türk Kültürü, Sayı : 263, Yıl: XXIII, Mart
1985, “Bulgaristan Türkleri Sayısı” 111 Sayfa.
TÜRKER, A., “Bulgaristan’dan Türkiye’ye Yakın
Akraba Göçü Anlaşması”, Türk Kültürü, Sayı:65, Mart 1965,
ss.325-326.
Türkiye-Suudi Arabistan Dostluk ve Kültür Derneği,
Bulgaristan’daki Müslüman Türklerin Dramı (The Ragedy of the Muslim Turks in
Bulgaria), İstanbul 1985, 80 Sayfa.
UYGUR, S., Tuna Boylarından Anavatana Göç. İstanbul
1969, 113 Sayfa.